Bugun...


HAYRİ BOSTAN: Buluşmalar
Koparırcasına tuttuklarımızı neden tuttuğumuz ya da öldürürcesine attıklarımızı neden dışladığımızın pek bilincinde de değilizdir. En ufak eleştiriyi derhal saldırı, sataşma, karalama olarak algılıyor bazıları. Hâlbuki eleştirilere açık olmak gelişmenin, mükemmeli yakalamanın en etkin yoludur. Eleştiri saldırı, karalama, çamur atma, kötüleme olarak algılandığı için de geriye sadece her halükarda methetme, övme, yağcılık ve yalakalık kalmaktadır.

facebook-paylas
Tarih: 09-07-2019 20:50
HAYRİ BOSTAN: Buluşmalar

Hayatın hızlı temposuna kendini kaptırmış insanlar genellikle ya cenazelerde, ya da düğünlerde bir araya gelme fırsatı bulurlar.  Bunun dışında bir araya gelme, görüşme, anıları tazeleme, geçmişi yâd etme imkânı sağlayan buluşmalarımız vardır.
Okullar tatile girdi. Sıcak yaz günleri başladı. Okul dernekleri, yöre dernekleri, vakıflar geleneksel buluşma günleri düzenliyorlar. Her kesim kendi meşrebine, alışık olduğu yaşam tarzına, hayat felsefesine uygun programlar icra eder bu buluşmalarda... Bu tür programlar insanların kaynaşması, birbirlerini tanıması, dostluklarını tazelemesi açısından güzel fırsatlar sunar. Benim de mutlaka katılmaya çalıştığım üç tane buluşma günü var bu anlamda. Bunlardan biri yıllardır hep katılmaktan sevinç ve mutluluk duyduğum Ensar Vakfı İstanbul şubesinin Belgrat Ormanları, Kirazlıbent mıntıkasında gelenekselleşen buluşma günüdür. İkincisi İzmit İmam Hatip Lisesi’nin mezunlar buluşma günüdür. Bir diğeri de mezunu olduğum Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi mezunlar buluşmasıdır. Son yıllarda Ensar Vakfı pikniği ile İzmit İmam Hatip Lisesi mezunlar buluşması aynı güne geldiği için çoğunlukla İzmit İmam Hatip Lisesi Mezunlar buluşmasını tercih ediyoruz.
Mezunu ve mensubu olduğum İzmit İmam Hatip Lisesinin mezunlar buluşmasının daha güzel olması için elimden gelen gayreti gösterdim; ama her nedense sözümüz dinlenmiyor. “Bizim” diyebileceğimiz bu kesimlerde insanın sözünün dinlenmesi için ya zengin olması gerekir, ya da siyasi bir mevki makama gelmiş olması gerekir. Tuttuklarını koparırcasına tuttukları gibi attıklarını da öldüresiye atarlar. Her şeyimiz gibi bu açıdan da iki rengimiz vardır bizim: Ak ve kara. Ya aksınızdır ya da kara listedesinizdir. Hâlbuki insanoğlu birçok rengi aynı anda barındırır kişiliğinde. Olumsuz yanlarımız, hatalarımız olduğu gibi erdemlerimiz de olabilir. Hiç beğenmediğiniz bir insanın çok müstesna bir erdemi olabileceği gibi çok sevdiğiniz ve değer verdiğiniz insanların da insani zaafları, hataları, kusurları olabilir. Onun için de mükemmeli yakalamak uğruna ortak akla kulak vermek en güzelidir.
Koparırcasına tuttuklarımızı neden tuttuğumuz ya da öldürürcesine attıklarımızı neden dışladığımızın pek bilincinde de değilizdir. En ufak eleştiriyi derhal saldırı, sataşma, karalama olarak algılıyor bazıları. Hâlbuki eleştirilere açık olmak gelişmenin, mükemmeli yakalamanın en etkin yoludur. Eleştiri saldırı, karalama, çamur atma, kötüleme olarak algılandığı için de geriye sadece her halükarda methetme, övme, yağcılık ve yalakalık kalmaktadır. Otuz beş yıllık öğretmenlik hayatımda ben öğrencilerime hep eleştiriye açık olmayı, dobra ve dürüst olmayı tavsiye etmiş ve kendi hayatımda da bunu uygulamaya çalışmışımdır. Amacı özellikle aşağılama, küçük düşürme, çamur atma olmayan dürüst eleştirilere sonuna kadar açık olmak gerek diye düşünüyorum.
Önceki yıllarda 60 Evler Sahilinde, Köseköy Meşelik'te, Bahçecik Soğuksu'da ve benzeri doğal mekânlarda yapılan mezunlar buluşması birkaç yıldır İnterteks Fuar Merkezinde yapılıyor.
Sabah ile öğle arasında serbest buluşma, görüşme ve hasret giderme olsun dedik; ama arkadaşlar kendi usullerinde uygulama yaptılar. Gelenleri içeride salona topladılar. Herkes uslu uslu oturup sunumları ve protokol konuşmalarını dinlediler. Belediye Başkanları, milletvekilleri, dernek başkanları nutuklar çektiler. Biz sıradan insanlar da uslu uslu oturup dinledik ve müstefit olduk… Ne öyle kulis mulis, hasret giderme, dedikodu... En güzeli böyle herhalde. Ta uzak yerlerden gelenler güzel konuşmalar dinleyerek müstefit oldular. Bazı arkadaşlarımız da bu sıkıcı mekânlarda sıkıcı konuşmalardan usandıkları için katılmamışlar. Olacak şey değil. Gafiller işte, ne olacak… "Gelmeyenler isterse gelsin, gelenlere selam olsun."
Çok sevdiğim ve değer verdiğim bir öğrencim bana şunları yazdı: "Hocam bir serzenişimi ileteyim. Sosyal Medya paylaşımlarınızla birçok emeği görmezden gelerek kırıcı oluyorsunuz. Sadece bunu belirtmek istedim"
Bu tür faaliyetler elbette zor işlerdir. Onca emek verirsiniz, uğraşırsınız. Sonunda yaptığınız güzel şeyler değil de eksikler dile getirilince kırıcı oluyor demek ki. O arkadaşlardan nezaketen özür diledim. Emekleri ve güzel organizasyonları için teşekkür ettim. Allah razı olsun.
Ama gene de belirtmeden, vurgulamadan geçemeyeceğim: 1967'de kurulmuş ve on binlerce mezun vermiş bir okulun geleneksel pilav günleri çok daha güzel olabilir. Mevsime uygun mekânlar seçilebilir. Bu tür mekânlar açısından ülkemiz ve özellikle İzmit’imiz çok zengindir. O mekânlarda bu buluşmalar bir piknik havasına sokulabilir. Mezunlarımız eşleri ve çocuklarıyla katılabilirler. Bu vesileyle belirtmek istiyorum. Önemine binaen yinelemek istiyorum. Bu tür organizasyonların bence en güzelini Ensar Vakfı İstanbul merkez şubesi yıllardır yapıyorlar. Çok uzaklardan gelen misafirlerimiz öncelikle birbirlerini görmek, hasret gidermek için geliyorlar. Bu durum göz önünde bulundurularak orada sabah saat 10.00'dan 13.00'a kadar çorba ve çay ikramı düzenlenebilir. Gelenler birbirleriyle hasbihal ederlerken isteyen çorbasını içer, isteyenler çay kahve içerler. Saat 13.00 sıraları öğle vakti olduğu için birlikte namaz kılınır ve protokol konuşmaları yapılır. Ardından da yemek ikramı yapılır ve herkes dağılır. Gelen misafirlerin birbirleriyle hasret gidermeleri öncelenmiş olur. Bu fikir benim icadım değil, Ensar Vakfı'nın yıllardır uyguladığı bir şeydi.
Şimdi bu düşünceyi dile getirmek ve hiç kale alınmadığını görünce de azıcık ironi yapmak neden kırıcı oluyor, anlamakta zorlanıyorum. Tekrar ediyorum. Amacımız kimseyi kırmak değil, daha güzeline ulaşmak için bir katkı sağlamak. Neden hep övgü bekliyoruz? Eleştirilerdir bizi geliştirecek olan. Buradaki emeği görmezden gelmem mümkün değil. Teşekkür ediyoruz. Allah razı olsun. Nitekim ben konuklarımla birlikte saat 11.00'de oradaydım ve oradan da en son biz ayrıldık. Ama ısrarla davet etmeme karşın "biz gelmeyiz" diyenleri görüyorum ve üzülüyorum. Biz hem geldik, sohbetleri de dinledik, pilavımızı da yedik, fotoğraflarımızı da çektik ve sosyal medyada paylaştık. Burada görev ve yetkisi olanları seviyoruz ve daha güzel programlar yapabileceklerine güvendiğimiz, inandığımız için bu düşüncelerimizi dile getiriyoruz. İnsanın övgü beklediği yerden eleştiri alması onun tepe üstü yere çakılması gibi bir etki yapabilir; ama akıllı insanlar bu eleştirileri dikkate alarak kendilerini de, yaptıkları işleri de geliştirebilirler. Aksi halde kerametleri kendilerinden menkul varlıklar haline geliriz. Altın portakala, altın kozaya, Oskara aday olma iddiasıyla, büyük emeklerle çekilmiş bir film gösterime girince kendi masrafını dahi çıkaramayacak duruma düşebilir. Ama onlarca yönetmen hep en iyi ödülleri kazanmak için hiç yılmadan, usanmadan, asla vaz geçmeden çalışırlar. Böyle hazırcılık, cin olmadan çarpmaya kalkışmak sadece bizde var gibi geliyor bana. Yaptığınız işi başkaları nasıl yapıyor diye merak etmeden, eleştiri ve görüşlere açık olmadan, en ufak eleştiride alınganlık göstererek ancak kendiniz çalar kendiniz söyler, kendimiz oynarız. Sonuç olarak bir gelişme olmaz. Elinizdekiyle yetinmek, avunmak durumuna düşersiniz.



07.07.2019
Hayri BOSTAN
uzmanustaz@hotmail.com






YORUMLAR
6 Yorum

HAYRİ BOSTAN
10-07-2019 05:43:00

Okulumuzun eski mezunlarından değerli sınıf arkadaşım Sayın Abdullah Ayrancı şunu da yazdı:rn"Yahu anlasana senin dediğini ben aynen destekliyorum. Müdür olarak katıldığım mezunlar gününde kürsüye çıkar, hoş geldiniz, der inerdim kürsüden. Konuşma yapmazdım. Tabi özel sohbetler, geçmişi anımsamalar, hatıralar konuşulacak, formatın böyle olması; yani serbest olması lazım. Ama serbest olmayı dernek yöneticileri düzensizlik olarak algılar. Onu diyorum. Şu anda bizim buradaki başkan bir kurumda müdür. Adamı ikna edemiyorum. Ben diyor o gün en az on beş dakika konuşacağım diyor."

HAYRİ BOSTAN
10-07-2019 05:41:00

Din Öğretimi Genel Müdürlüğünde şube müdürlüğü, birçok okulda müdürlük yapmış değerli meslektaşım Sayın Abdullah Ayrancı bana şu eleştirileri yazdı:rn"Sen azizim eleştirirken bazen gerçekten kendini kaybediyorsun. eleştirilerde haklı olabilirsin. Bence eleştirdiğin kişilerin görev ve sorumluluk anlayışlarını, yaptıkları işin görevin yasal sınırlarını ve görev tanımlarını bir kez daha gözden geçirmeni, empati yapmanı tavsiye ederim. O zaman sanki daha dört başı mamur bir yazı çıkar ortaya diye düşünüyorum. Yazmak zor, siz bu zoru başaran birisi olarak bunu yapabilirsiniz."rn"Ensar vakfının pikniğini organize edenler ile buluşmaları organize eden kişileri karşılaştır bakalım. Aradaki fark görev anlayışı. Benim dediğim makalede bu alan boş kalıyor.Karşılaştırma yaparak yazarsan daha iyi olur diyorum. Ensarın başındaki adam profesyonel. Muhtemelen sadece bu işi yapıyor. Yani ensarı yönetiyor. Ama Derneğin başındaki adam muhtemelen bir yerde memur. Değil mi?"

HAYRİ BOSTAN
10-07-2019 05:26:00

Değerli dostum, sınıf arkadaşım Sayın Metin Mergen facebookteki paylaşımın altına şöyle yazmış:rn"Eli kalem tutanın hâli başka oluyor.Hayri Bostan’a samimi duyguları dile getirdiği için teşekkür ediyorum..."

HAYRİ BOSTAN
10-07-2019 05:24:00

Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi değerli arkadaşım Prof. Dr. Salih Pay facebookteki paylaşımımın altına şu yorumu yapmış:rn"Gözlemleriniz anlamlı Hayri Bey.rnBu tür programlar protokol konuşmalarına kurban edilmemeli.rnÇok kısa selamlama konuşmaları olabilir.rnO da siyasiler adına, bürokratlar adına ve yaşlı hocalar adına sadece birer kişi...rnAkabinde her dönemin bir kenara çekilip muhabbeti koyulaştirabileceği bir mekan olabilir...rnUzaktan gelen ve 80 yaşını aşmış bir hocaya, Mustafa Öztürk'e veya Faruk Taştekin'e, Salih Akıcıoğlu'na, Salih Tavşan'na söz verilmemesini anlamaya çalışıyorum...rnSadece siyasilerle sınırlı tutulmasını ise hiç anlayamıyorum...rnVesselam."

Sıdıka biçer karakoyun
10-07-2019 01:46:00

Hocam haklısınız.Nedense büyüklerimiz böyle ortamlarda gunün önemine uygun konuşma yapmak ve uzatmakdan zevk alıyorlar nedense.En basitinden çocugumun anaokulu karnesini aldığım gun bile ögretmen lüzumsuz sınifda 20 dakika konuşma yapti.Gerek yok insanları bunaltmaya.Bence 2-3 dakikalık konuşma gerisi kaynaşma olacakki dediginiz gibi zevkle isteyerek gidelim eğlenelim muhabbet edelim tadıni çikartalim.Zaten bu şekil ender toplantılarimız oluyor.Eleştiriye gelince eleştiri olmazsa hatalar yanlışlar bilinmez düzeltilemez.Saygılar...

Celalettin Bayram
09-07-2019 22:32:00

Hayri hocam, değerlendirmelerinize katılıyorum küçük mekanlarda toplantı organizasyonu herhalde daha kolay oluyor.Geniş,büyük ortamlarda ulaşım vesaire gibi imkanlar da belki düşünülerek organizasyon daha zor olmasından dolayı tercih edilmiyor gibi diye düşünüyorum . Protokol konuşmaları gerçekten çok sıkıcı oluyor. Mikrofonu eline geçiren zamanı da unutarak işi uzatabiliyor .Oysaki bu tür konuşmaların bu tür ortamlarda çok çok kısa tutulması gerekiyor. Bizim yaptığımız iş bir noktada tereciye tere satmak gibi bir işlev görüyor.Kaynaşma ,dertleşme , haberleşme,gibi asıl gaye arada kaynayıp gidiyor. Örneğin Ben Ankara'dan kalkıp İzmit'e belediye başkanlarını ,milletvekillerini, vesaire vesaireyi dinlemek için niye geleyim.Ben oraya arkadaşlarımı görmek, hocalarımla sohbet etmek,onlarla dertleşmek, yeni mezunlarla eski mezunlarla kaynaşmak gibi düşüncelerle gelirim. Bunun için çok az nutuk, çok geniş piknik alanı diyorum. Selamlar, sevgiler, saygılar. Celalettin Bayram / 79 MEZUNU

YORUM YAZ



FACEBOOK YORUM
Yorum

ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER HABERLER
FOTO GALERİ
YUKARI