Bugun...
NÜFUS ARTTI AMA ALİM ARTMADI


Mustafa Yürekli
mustafayurekli@gmail.com
 
 

facebook-paylas
Tarih: 26-01-2020 00:59

Cumhuriyet döneminde, uygulanan yanlış laik politikalar yüzünden, dini hayatta görev yapan İslam alimi sayısı gittikçe azaldı ve alimlerin nitelikleri de gün be gün düştü..

İslam toplumu olmamıza rağmen İslami eğitim kurumları kapatıldı, yargıda İslam hukuku yürürlükten kaldırıldı ve hakikat medeniyeti yerle bir edilip toplum iki kanadından tutularak karga tulumba Batı uygarlığına taşınmaya çalışıldı.

Üniversitelerde yapılan sosyal bilimler araştırılmalarındaki tespitlere göre; nüfusun 1923’ten 2020’ye, yüz yıl sonra, 13 milyondan 5, 6 kat, yani 70 milyon artarak 83 milyona ulaştığı saptanmaktadır. Böylesine devasa nüfus artışına karşın ihtiyaç duyulan İslam aliminin sayısı her yıl biraz daha azalmıştır.

Diyanet İşleri Başkanlığı,  imam hatipten müftüye kadar geniş bir görev yelpazesinde personele ihtiyaç duymaktadır..

Osmanlı devletinde Türkiye genelinde alim başına düşen ortalama vatandaş sayısı tespit edilip nüfus artışına paralel olarak Cumhuriyet dönemindeki alim sayısının düşmeye devam etmesi nedeniyle 21. yüzyılın ikinci çeyreğine girerken toplumun dini hayatının gittikçe gerilemesi akademik çevrelerde problem olarak tespit edilip çözülmesi gerekmez mi?

Laikliği İslam düşmanlığı olarak gören Batıcı resmi ideoloji, laiklik adı altında topluma İslamofobik politikaları dayatması ve alim sayısının azalmasının Cumhuriyet döneminde dine, dini hayata, kültüre, alime, sanata ve sanatçıya düşmanlığın artarak şiddetlendiğini göstermektedir.

Aynı şekilde milli eğitim bakanlığı da orta okul ve liselerde eğitim öğretim görevini üstlenecek ilahiyatçı öğretmenlere ihtiyaç duymaktadır. Özel eğitim kurumlarında, kurslarda da alimlere büyük ihtiyaç duyulmaktadır.

İslam birliği, kültürel, sosyal bir birlik olarak tarih boyunca var olagelmiştir.. İslam evrensel bir din ve eğitim, ulema ziyaretleri ve hac gibi küresel organizasyonlar gerekli ve yeterli boyutlarda yerine getiriliyor mu? Ne zaman Mısırlı, Pakistanlı ya da İranlı bir alimi Sultan Ahmet Caminde Cuma vaaz ederken ya da Cuma namazı kıldırırken, hutbe okurken göreceğiz? Türkiyeli alimlerin de İslam ülkesinin dört bir köşesine dağılıp çalışmalar yapması gerekmez mi? Küresel çapta ramazan organizasyonları ne zaman yapılacak?

Üniversitelerimiz gerekli akademik çalışmayı yapınca göreceklerdir ki Yahudi ve Hıristiyan din adamlarının sayısı gayrimüslim nüfusa oranı çok yüksektir. Gayrimüslim din adamlarına düşen vatandaş sayısı 100'lerle ifade edilirken İslam alimi başına düşen cemaat sayısı daha fazladır, 10.000'lerle ifade edilmektedir. Misyonerlik faaliyetlerine ve istihbarat çalışmalarına gönderme yapmaya ihtiyaç duymadan; sadece din adamı başına düşen cemaat sayısı, yani ülke nüfusundaki oranları bakımından alim ile vatandaşın oranları dinlere göre tespit edildiğinde İslam’ın aleyhine işletilen koşullar hemen fark edilecektir.

İslam alimlerin sayısının ve niteliğinin yetersiz olması nedeniyle camilerdeki hac, ramazan, üç aylar ve cuma gibi büyük kadrolarla eda edilmesi gereken ibadet ve hizmetlerin yerine, küçük kadrolu hizmetlerin tercih edildiği apaçık ortadadır. Pek çok ilde dini hayat, hizmetlerin ciddi eksikliklerle verilmesinden dolayı rahatsız eder hale gelmiştir.

Aile hayatının problemlerine, boşanma oranlarının artışına, kadın ve çocuğa şiddetin yaygınlaşmasına alimler duyarsız kalabilir mi?

Her tatil döneminde, çocukların mabetlerde dini eğitim alma ihtiyaçlarının yeterince, doğru bir şekilde karşılanmadığı bir yara gibi acı verici boyutlarıyla ortaya çıkmaktadır.

Yaşlı, hasta, yoksul, işsiz insanların, dindaş sığınmacıların problemlerini kavrama ve çözümlerini öğrenme ve bu yönde hizmetler geliştirilmesini isteme hakları ne zamana kadar yok sayılacaktır?



Bu yazı 3230 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR
Henüz anket oluşturulmamış.
YUKARI