Bugun...
SEZAİ KARAKOÇ VE DERGİLER / 14. “Hüzün, psikolojimin ayrılmaz çehresi ve çerçevesi gibiydi.”


Yüksel Kanar
yukselkanar@mynet.com
 
 

facebook-paylas
Tarih: 04-06-2017 01:01

Sezai Karakoç fakülte birinci sınıfta (1951), “sanırım biraz da sınıf arkadaşlarımın etkisiyle, yani modaya uyarak, eve, Ergani’den nişanlanmam için mektupla istekte bulundum” cümlesiyle açıkladığı bir girişimde bulunur. Fakat evden olumlu bir cevap gelmez. Belli ki böyle bir girişim erken bulunmuş veya okulunu aksatacağı düşünülmüştür. Karakoç bunu olağan karşılamıştır: “Ben de bir daha üstelemedim, bir daha da bu konuda evden bir isteğim olmadı. Her halde henüz çocukluktan tam çıkamayış, hicap engelini aşıp böyle bir mektup yazdırmış bana. Daha sonraki aylar ya da yıllarda da iyi ki ev bu önerimi ciddiye almamış diye düşünmüşümdür.” (Hatıralar, Diriliş, 19 Mayıs 1988, Dönem: 7, Sayı: 44)

İşte bu sıralarda, belki de daha sonraları, -belki nişanlanma isteğiyle şuuraltı ilgisi olan- biraz da kendisini denemek için bir şiir yazar ve Hisar dergisine gönderir. Hisar’da yayınlanan şiir şudur:

 

RÜZGAR

 

Uçurtmamı rüzgâr yırttı dostlarım!

Gelin duvağından kopan bir rüzgâr.

Bu rüzgâr yüzünden bulutlar yarım;

Bu rüzgâr yüzünden bana olanlar…

 

O ceviz dalları, o asma, o dut,

Gül gül, mektup mektup büyüyen umut:

Yangından yangına arta kalan put;

Muhabbet sürermiş bir rüzgâr kadar.

 

Kendi hayat hikâyesine ilişkin bazı ipuçlarının saklı olduğu bu şiir dikkat çeker. Fakültede de hakkında konuşulan bir şiirdir. Nitekim onunla ilgili konuşmalara Karakoç’un kendisi de bizzat tanık olur: “Fakülte’nin Gazino adı verilen salonunda oturuyorduk. Yanımızdaki masada da fakültenin 3. Ve 4. Sınıflarında bulunan şair Yahya Benekay ile Fikret Sezgin arkadaşlarıyla konuşuyorlardı. Biz onları tanıyorduk, onlar henüz bizi tanımıyordu. Bir ara benim şiiri tartıştılar ve ‘galiba bizim fakültedeymiş şiiri yazan’ dediler. Yahya Benekay, Fikret Sezgin’e ‘nasıl buluyorsun?’ dedi. Fikret Sezgin de “güzel” dedi. o da ‘Sen nasıl buluyorsun?’ deyince, o da: ‘Güzel. Ancak ikinci kıta birinci kadar güçlü değil’ deyip eleştirdi. Haklıydı. Çünkü: ikinci kıta birinci kıta kadar lirik ya da akıcı, diğer deyişle sehl-i mümteni havası taşımıyordu. Yahya Benekay’ın o sıralar ve daha sonraları şiirleri çıktı dergilerde. Daha sonraları da Anadolu’nun bilhassa müzik folklorundan derlemeler yaptığını duydum. Gümrük Bakanlığı Müsteşarlığına kadar yükselen Benekay’ın fevkalade güzel ve o günün şiir havasının mükemmel ve özlü bir örneği olarak gösterilebilecek bir kıtası (bir şiirinin kıtası) vardı ki, bu güne kadar unutmamış, yeri gelince başkalarına da söylemiş ya da tekrarlamışımdır:

Döndür doğan günü, döndür uykum var,

Kurşun gibi ağır göz kapaklarım.

Olan tâkatımı size saklarım

İçime açılan bütün kapılar.

Bu yıllarda Sezai Karakoç, felsefe ve sosyolojiyle ilgili kitaplar okuyor ve kendisiyle aynı düşünceleri paylaşan arkadaşlarıyla sohbetlerde bulunuyordu. “Sinema, tiyatro ve operaya gitmem, sanırım daha sonraki yılarda artmıştır” diyen Karakoç, zaman zaman yapılan şir günleri veya gecelerine fazla iltifat etmiyordu. Okuduğu dergiler dolayısıyla “bazı devrim bağnazı” arkadaşlarının tariziyle karşı karşıya kalır ve tartışırlardı. Devrimden amaçlanan şeyin solculuk değil batıcılık olduğu o dönemde, kendisiyle tartışan devrim bağnazları, düşünce olarak kendilerinin tutmadıkları bir dergiyi başkalarının da okumasını hazmedemezlerdi.

Liseden arkadaşları daha çok Veteniner Fakültesinde okudukları için, zaman zaman onları ziyarete giden Sezai Karakoç’un, lise yıllarından tanıştıkları bu fakültede okuyan şair Seyfettin Başçıllar’la da görüşmeleri devam ediyor. Birçok şiirler yazıyor, fakat bunları yayınlamıyor ve yayınlamayı da düşünmüyor. “Ankara’da edebiyat dergisi olarak Hisar çıkıyordu. Ancak, sağcılık görüntüsüne rağmen onunla fikirce bağdaşmam mümkün değildi. Sanatta da bir durağanlık içindeydi. Bir şiirden başka ona şiir göndermedim. Başkaca da bir dergi yoktu. Büyük Doğu’ya gelince, o, davamızın dergisiydi. Onda sanat ve şiire az yer verildiği gibi, kendimi ona lâyık da görmediğimi söyleyebilirim o zamanlar.” (Hatıralar, Diriliş, 26 Mayıs 1989, Dönem: 7, Sayı: 45).

Şiir, lise yıllarında olduğu gibi, bu yıllarda da onu yoklayan “bir heves gibiydi”. “Kendimi ona verdiğim söylenemezdi. Okumam, hasbîydi. Yani şiir, ya da birşeyler yazmak için okumuyordum. Ruhî ihtiyacımdı okumamın tek sebebi.”

Karakoç’u düşündüren şey, Türkiye’de büyük bir oluşumun gerçekleşmesiydi. Belki de dünyayı ilk algılamaya başladı andan beri hep düşündüğü, içinde büyütüp geliştirdiği dava buydu:

“Türkiye’de bir değişim olmasını, her konuyu derinlemesine inceleyecek bir kadronun yetişmesini, Tanzimattan, hatta biraz daha öncesinden yanlış, eksik ve sathi olarak ele alınan toplum gidişinin yeni baştan ve temelden gözden geçirilmesini, bu yeniden oluşu gerçekleştirecek idealistler kadrosunun doğmasını kendimi bildim biledi bir kurtuluş çaresi gibi benimsemiştim. Disiplin, düzen âşıkıydım. Peşin hükümlere karşıydım. Din, başkalarının öyle görmesine karşın, bende peşin hüküm gibi değil, varlığın temel kaynağı, varoluş sebebi, dünya görüşü ve metafizik bir sistemdi. Tarihimiz de onun dışa vurumuydu bende. Ona karşı gösterilen horgörü beni ta yürekten yaralamıştı ta çocukluğumdan beri. Bu yüzdendir ki, hüzün, psikolojimin ayrılmaz çehresi ve çerçevesi gibiydi. Kendime güvenim de olmasaydı o yıllarda yıkılmam son derece kolaydı. Tüm üniversite öğrencileri aynı klişeleri ezberlemiş, durmadan tekrarlayan robotlar gibi bir manzara çiziyorlardı adeta çevremde. Özgün kültür ifadeli olanlar son derece azdı. O zamanlar solculuk da yaygın değildi. Sonraları sınıf arkadaşlarımdan ancak birkaçının solcu olduğunu, onların da kendilerini gizlediğini anlamıştım. Ben de, fazlaca açığa vurmuyordum içimdekileri. Öyle lisedeki gibi grup oluşturmaya da girişmiyordum. Daha çok araştırmacı, sakin, yalnızlığı seçmiş bir kişilik oluşumuyla, kütüphane-ders-kitap, dergi okuma ile vaktimi değerlendirmeye çalışıyordum diyebilirim.”

 

 



Bu yazı 4908 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR
Henüz anket oluşturulmamış.
YUKARI