Reklam
Bugun...


YÜKSEL KANAR: İslâm Birliği Tek Çaremiz
Aslında cılız kınamalar yerine güçlü kınamalar da olsa, bunun hiçbir derde deva olması beklenmiyor. Sorun Müslüman ülkeler olunca, Müslüman olmayan devletlerin şimdiye kadar olduğu gibi bugün de katliama uğrayan bu insanlara karşı vurdumduymazlıklarının devam edeceği kesin. Hatta neredeyse katillere daha aşırısını yapmaları için cesaret vermelerine şaşırmamak gerekiyor.

facebook-paylas
Tarih: 11-09-2017 14:45
YÜKSEL KANAR: İslâm Birliği Tek Çaremiz

Arakan’da yaşanan vahşet, dünyada Müslümanlara karşı işlenen insanlık dışı muamelenin ne ilki ne de sonu. Afganistan, Irak, Suriye ve Filistin’de de her gün aynı cinayetler işleniyor ve ne yazık ki dünya bunlara sessiz kalıyor. Üzüntüsünü samimi olarak dile getirenler sadece Müslümanlar; bunların da bir kısmı yalnızca üzülmekle yetiniyor, bunun dışındakiler ise kılını bile kıpırdatmıyorlar. Küçük bir kısmı ise -Türkiye gibi- biraz daha ileri giderek dünya kamuoyunun dikkatini bu kıyımlara çekerek tepki gösterilmesini, uluslararası kuruluşların bu zulümlere engel olmalarını istiyorlar. Yiyecek ve giyecek yardımları yapılıyor. 

Arakan Müslümanlarına uygulanan vahşet karşısında bu tepkiler yaşanıyor, ama bütün bunlar hiçbir şeye çare olmuyor. Belki yarım ağızla bir kınama, o kadar! Nitekim Birleşmiş Milletlere, olaylara müdahale çağrısı yapılmasına, bu kuruluşun Arakan’la ilgili özel gündemle toplanmasına rağmen, biliyoruz ki, hiçbir şey yapılmayacak, kuru kınama sözleriyle geçiştirilecektir.

Evet, Bangladeş'in yanı sıra bölgenin diğer güçlü müslüman ülkeleri Endonezya ve Malezya da tüm bu katliamlara sessiz kalıyor. Aslında cılız kınamalar yerine güçlü kınamalar da olsa, bunun hiçbir derde deva olması beklenmiyor. Sorun Müslüman ülkeler olunca, Müslüman olmayan devletlerin şimdiye kadar olduğu gibi bugün de katliama uğrayan bu insanlara karşı vurdumduymazlıklarının devam edeceği kesin. Hatta neredeyse katillere daha aşırısını yapmaları için cesaret vermelerine şaşırmamak gerekiyor. Onların güdümündeki İslâm ülkelerinde ise, tepkisel anlamda hiçbir umut yok.

Bu tür olayları engelleyecek tek şey, mülümanların kararlı bir şekilde birlik olmaları, dolayısıyla bütün dünyaya BÜYÜK olduklarını göstermeleridir. Nitekim Yüce Diriliş Partisi Genel Başkanı Üstad Sezai Karakoç, kurtuluşun bu birliğe bağlı olduğunu açıklıkla belirtiyor ve sürekli bize bunu hatırlatıyor. İslâm âleminin yaşadığı büyük sıkıntılara dikkat çeken Karakoç, Arakan’daki Müslümanların bir tür katliama tabi tutulduklarını, dünyanın buna sessiz kaldığını belirttikten sonra, İslâm dünyasının olaydan acı duyduğunu, üzüldüğünü, fakat kendisinin bir şey yapamadığını, çareyi bunlara sebep olanlardan beklediğini ifade ediyor: “Halbuki bugün İslâm âlemi kendileri bir araya gelse, sadece dur demesi yeter. Fakat İslâm âlemi bir araya gelip dur diyemiyor. Her biri tek tek zaten İslam’a düşman olanlara, ‘aman bunu durdurun’ diye yalvarıyor. Oysa bir insan elinden geleni yapmakla mükellef. Elinden gelmediği durumda başkasından yardım ister. Biz İslâm âlemi olarak Müslümanları korumaya muktedir değil miyiz ki Müslüman olmayan kesimden, Batılılardan, şuradan, buradan ve hatta bu katliamlara, bu işgallerle, bu istilalara, bu birbirimizi kırmaya sebep olanlardan yardım istiyoruz?"

İslâm Birliği’ni sağlamak zorundayız. Bunun kolay olmadığı ve kısa vadede gerçekleşmeyeceği ortada. Ama bilmeliyiz ki tek çaremiz budur. Bu birlik bir hayal değil, ama zor. Nitekim tarihte Müslümanlar hep birlik halinde yaşadılar ve böyle yaşadıkları sürece sırtları yere gelmedi. Eğer şimdi de başkalarından yardım dilenmek yerine sorunu hemen çözmek istiyorsak bu birliği sağlamak zorundayız. Eğer 57 İslâm ülkesi birlik içinde olursa, hepimiz bir arada büyük oluruz. O zaman zulme zulümlerin ortadan kalkması için sadece “dur” dememiz yetecektir.

Müslümanlar olarak büyük bir güce sahibiz, ama bu gücü kullanamıyoruz veya daha doğrusu bu gücü kullanmamıza izin verilmiyor. İslam birliğinin gerçekleşmesi, İslam dünyasının tek kurtuluş yoludur. Yine Üstad Sezai Karakoç’un ifadeleriyle söylersek, “ülkemizin, Avrupa Birliği hareketinden çok, İslâm Birliği hareketine yönelmesi, bizim için daha gerçekçi olacaktır. Öbürü zaman kaybı ve hayal kırıklığı getirecektir. Batı'nın peşinden koşmamız, bize, zilletten başka bir şey getirmez… onun peşinden koşacağımıza, üç kıtada, Asya'da, Afrika'da ve Avrupa'da tarihin en büyük atılımlarından birini yapıp iktisadî, kültürel ve siyasî bütünleşme ile İSLÂM BİRLİĞİ'ni gerçekleştirmeliyiz.” Dünyanın her tarafında Müslümanların uğradığı zulüm ve kıyımlardan işte ancak o zaman kurtuluruz.

Elbet bu birliğin sağlanması hem zaman açısından, hem de imkân ve gerçekleşme açısından kolay değil; ancak büsbütün imkânsız da değil. Başka hiçbir çaremiz olmadığı bu imkânı zorlamalıyız.

 

 






YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



FACEBOOK YORUM
Yorum

ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER HABERLER
FOTO GALERİ
YUKARI