Yapay zekâ ve etkili içerik üretiminin bugün insanlık için en az üç büyük sıkıntısı var. Birincisi şu: Artık neyin gerçek, neyin sahte olduğunun tek başına bir önemi kalmıyor. Çünkü içinde bulunduğumuz dijital düzende belirleyici olan şey çoğu zaman gerçeğin kendisi değil; ne kadar izlendiği, ne kadar görüntülendiği, ne kadar dolaşıma sokulduğu ve ne kadar tekrar edildiğidir. Bir içerik sahte bile olsa, yeterince yayılmışsa yeni gerçeklik etkisi üretebiliyor. Hatta çoğu zaman gerçek olan, sahte olan bu yeni kurgu gerçeği yenemiyor. UNESCO’nun “crisis of knowing” diye tarif ettiği şey tam da budur: Deepfake’ler ve sentetik içerikler yalnızca yalan üretmiyor; insanların neyi nasıl bildiğine dair zemini de aşındırıyor. Birleşmiş Milletler’in yapay zekâ yönetişimi raporu da bilgi bütünlüğünü, deepfake’leri ve kişiselleştirilmiş haber akışlarını yeni dönemin temel risk alanları arasında sayıyor.
1/ Mesele artık sadece yalanın çoğalması değildir. Asıl mesele, hakikatin rekabet gücünün kırılmasıdır. Avrupa Parlamentosu’nun generatif yapay zekâ ve bilgi manipülasyonu notu, yeni dönemde tehdidin sadece yanlış bilgi üretimi değil; bu üretimin daha ucuz, daha hızlı ve daha ölçeklenebilir hâle gelmesi olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Yani artık hakikat, kendi iç tutarlılığıyla değil; algoritmaların görünür kıldığı ölçüde yaşayabiliyor. En çok görülen, en çok paylaşılan, en çok tekrar edilen şey; zamanla en doğru kabul edilen şeye dönüşüyor. Bugün sahte olan bile yeterince dolaşıma sokulduğunda, gerçeğin önüne geçebiliyor.
2/ İkinci büyük mesele şudur: Yapay zekâ kafa karıştırmaya devam ediyor. Algıyı bulanıklaştırıyor. Gerçeği sisin içine sokuyor. Kalbi şüpheye yerleştiriyor. Şüphe ise yalnızca bireysel bir tereddüt değildir; insanın iç huzurunu bozan, toplumsal psikolojiyi çözen, güven duygusunu aşındıran en büyük kırılma alanlarından biridir. NATO StratCom’un 2025 değerlendirmesi de dijital etki operasyonlarının giderek korku üretmekten çok karmaşa ve belirsizlik üretmeye yöneldiğini vurguluyor. Yani modern propaganda artık insanları sadece belirli bir yalana inandırmaya çalışmıyor; daha tehlikeli bir şey yapıyor: İnsanları hiçbir şeyden tam emin olamayacakları bir bilgi ortamına mahkûm ediyor.
3/ Üçüncü mesele ise daha da derin: Artık en sıradan olan şey bile yapay zekâ ile istenilen hakikate dönüştürülebiliyor. Ya da istenilen bir hakikat çürütülebiliyor. İstenilen görüntü üretilebiliyor. İstenilen ses oluşturulabiliyor. İstenilen olay kurgulanabiliyor. İstenilen kişi suçlu, mağdur, tehdit ya da kahraman gibi yeniden tasarlanabiliyor. Bu yüzden mesele yalnızca bilgi manipülasyonu olmaktan çıkıyor; gerçekliğin kendisinin mühendisliğine dönüşüyor. Literatür, deepfake’lerin sadece doğrulama krizine değil, daha derin bir epistemik güven krizine yol açtığını söylerken tam da buna işaret ediyor.
4/ Burası artık elektriğin icadı gibi, internetin yayılması gibi, insanın dışında kalabileceği bir alan değildir. Yapay zekâ, insanlığın içine girdiği yeni tarihsel düzenin adıdır. Tarım devrimi, sanayi devrimi ve internet devrimi nasıl insan hayatının akışını kökten değiştirdiyse; şimdi de yapay zekâ devrimi insanın düşünme biçimini, hafızasını, algısını, karar verme süreçlerini ve hakikatle ilişkisini dönüştürmektedir. Birleşmiş Milletler’in nihai raporu, bu dönüşümün sadece ekonomik değil; yönetişim, hukuk, güven, bilgi ekosistemi ve toplumsal düzen üzerinde de sistemik sonuçlar ürettiğini açıkça vurguluyor.
5/ Bugün ChatGPT, Grok, Yandex ve benzeri sistemler yalnızca sorulara cevap veren araçlar değildir. Bunlar aynı zamanda milyarlarca insanın korkularını, reflekslerini, dil örüntülerini, meraklarını ve yönelimlerini işleyen büyük veri ve etki makineleridir. İnsanlığın yalnızca ne düşündüğünü değil; nasıl düşündüğünü, neye tepki verdiğini, hangi kelimelerle ikna olduğunu ve hangi korkularla yönlendirilebildiğini de anlamaktadırlar. Bu nedenle yapay zekâ artık yalnızca teknik bir ilerleme değil; bilgi egemenliği, psikolojik savaş, algoritmik denetim ve dijital hâkimiyet meselesidir. OpenAI’nin 2025’te duyurduğu “OpenAI for Government” programı, yapay zekânın artık devlet ölçeğinde, kamu ve güvenlik kurumlarıyla doğrudan ilişkilendirilen stratejik bir alan hâline geldiğini de gösteriyor.
6/ Tam da bu yüzden modern savaşın en basit ve en görünür aşaması bile artık yapay zekâ destekli içerik üretimi üzerinden yürümektedir. Bot ağları, trol orduları, otomatik propaganda metinleri, deepfake videolar, sentetik sesler ve mikro-hedefli anlatılar; bunların tamamı yeni dönemin savaş repertuarının sıradan unsurları hâline gelmiştir. Avrupa Parlamentosu, generatif yapay zekânın yabancı bilgi manipülasyonu ve dezenformasyon operasyonlarını kolaylaştırdığını, ucuzlattığını ve otomatikleştirdiğini özellikle not ediyor. Bu çağda savaşın ilk cephesi artık sınır hattı değildir. İlk cephe insan zihnidir. İlk saldırı hedefi toprak değil, algıdır. İlk yıkım ise şehirlerde değil, hafızada gerçekleşmektedir.
7/ Üzerinde çalıştığım son kitabımda tartıştığım gibi, yeni dönemde savaş artık sadece cephede yürümüyor. Savaş, meşruiyet alanında yürütülüyor. Savaş, algının içinde yürütülüyor. Savaş, hafızanın üzerinde yürütülüyor. Bu yüzden yapay zekâ, meşruiyet algoritmasının ve algoritmik savaşın en kritik araçlarından biri hâline geliyor. Çünkü artık güç sadece askeri kapasiteyle değil; neyin görünür, neyin görünmez olacağına, hangi acının öne çıkacağına, hangi hakikatin bastırılacağına karar verme kapasitesiyle kuruluyor. Birleşmiş Milletler ve Avrupa Parlamentosu belgeleri birlikte okunduğunda, yeni dönemin esas meselesinin sadece içerik üretimi değil; görünürlük rejimlerinin kontrolü olduğu açık biçimde görülüyor.
8/ İsrail'in 7 Ekim 2023'ten beri Gazze'de sürdürdüğü soykırım da gördüğümüz şey tam da budur. Reuters, 2024’te ABD’nin İsrail’in bombardıman hedeflerini belirlemede yapay zekâ kullandığına dair haberleri incelediğini aktardı. Associated Press’in 2025 soruşturması ise Amerikan teknoloji şirketlerinin yapay zekâ ve bulut hizmetlerinin İsrail ordusunun savaş kapasitesini genişletmede önemli rol oynadığını, bu kullanımın 7 Ekim sonrasında ciddi biçimde arttığını ortaya koydu. Burada karşımıza çıkan şey yalnızca teknik bir yenilik değildir; algoritmik imha ile meşruiyet üretiminin iç içe geçtiği yeni bir savaş formudur. Bir taraftan hedefleme süreçleri hızlanırken, diğer taraftan bu yıkımın dili yeniden kurulmakta; ölüm görünmezleştirilmekte, normalleştirilmekte ve güvenlik söylemi içinde paketlenmektedir.
9/ Ama asıl büyük tehlike burada da bitmiyor. Çünkü yapay zekâ yalnızca savaş alanında kullanılmıyor; hafızayı da yeniden biçimlendiriyor. Belleğimizi manipüle ediyor. Kelimeleri değiştiriyor. Kavramları kaydırıyor. Olayları dijital dolaşımdan siliyor ya da onları “tehlikeli içerik”, “zararlı bilgi”, “riskli söylem” gibi etiketlerle bastırıyor. Böylece mesele sadece kimin konuştuğu değil; neyin hatırlanacağına, neyin unutulacağına ve hangi dilin meşru kabul edileceğine kimin karar verdiği meselesine dönüşüyor. Birleşmiş Milletler ve Avrupa Parlamentosu’nun belgeleri, bilgi bütünlüğü krizinin artık sadece doğruluk meselesi olmadığını; sıralama, etiketleme, tavsiye sistemleri ve bastırma mekanizmalarıyla da ilgili olduğunu açıkça gösteriyor.
10/ Burada benim asıl üzerinde durduğum şey şu aslında: Yapay zekâ Türkiye’nin düşmanı olsa hâlimiz ne olur? Çünkü bir ülke artık yalnızca sınırından girilerek zayıflatılmıyor. Toplumsal fay hatları sürekli kaşınarak, ekonomik panik üretilerek, devlet kurumlarına güven sarsılarak, kriz anlarında sahte içerik dalgaları yayarak, yöneticilerin ağzından çıkmamış sözler dolaşıma sokularak, kurumlar adına sahte belge ve sahte emir içerikleri servis edilerek de zayıflatılabiliyor. NATO StratCom’un değerlendirmeleri, yeni dönemde bilgi operasyonlarının tam da bu belirsizlik, güvensizlik ve yön şaşırtma etkisi üzerinden çalıştığını gösteriyor. Ve Türkiye açısından durumun vahameti de burada ortaya çıkıyor. En basiti, sosyal medyadaki bot ve trol ağlarını bile çoğu zaman etkili biçimde engelleyemiyoruz. Dezenformasyonu çoğu zaman geç fark ediyoruz. Karşı anlatıyı geç kuruyoruz. Dijital egemenlik altyapımızı tam anlamıyla kurabilmiş değiliz. Bu nedenle mesele artık sadece teknoloji geliştirmek değildir. Asıl mesele dijital egemenliktir. Çünkü geleceğin savaşlarında güçlü olmak yalnızca silah üretmekle ilgili değildir; veri güvenliği, platform hâkimiyeti, algoritmik savunma, kriz iletişimi, dijital okuryazarlık ve toplumsal psikolojik dayanıklılık üretmekle ilgilidir.
11/ Sonuç olarak bugün insanlığın karşı karşıya olduğu şey yalnızca yeni bir teknolojik sıçrama değildir. Bu, aynı zamanda hakikatin tasfiyesi, hafızanın kuşatılması ve meşruiyetin algoritmik olarak yeniden dağıtılması sürecidir. Yapay zekâ çağında savaşın ilk cephesi artık cephe hattı değil; insan zihni, toplumsal bellek ve dijital kamusal alandır. Önümüzdeki dönemin en büyük mücadelesi de yalnızca teknolojiyi üretme mücadelesi olmayacaktır. Asıl mücadele, hakikati savunma, hafızayı koruma ve dijital egemenliği inşa etme mücadelesi olacaktır. Çünkü artık savaş sadece toprak için yapılmıyor. Anlam için yapılıyor. Hafıza için yapılıyor. Algı için yapılıyor. Ve en çok da insan zihni için yapılıyor.



MUHAMMED ERSİN TOY: Camilerde Elektronik Bağış Sistemine Geç..
İstanbul Üniversitesi'nde İslam Tarihinde Kanun ve Siyas..
DİRİLİŞÇİ ŞAİR MOLLA CAMİ
Sulama kanalları GAP'ın verimli arazilerine hayat veriyo..
DR.MUHAMMED ERSİN TOY: Habercilik mi, Yoksa 5. Kol Faaliyeti..
Antalya Diplomasi Forumu'na 150'den fazla ülkeden ka..
İslam İşbirliği Teşkilatı genelgesi Resmi Gazete'de..
Türk Kahvesi - Dr. Mehmet Genç
NİZAMETTİN YILDIZ - SOHBET
İSLAM SİYASET DÜŞÜNCESİNDE İBN'ÜL MUKAFFA - YÜKSEL KANAR
İSLAM SİYASET DÜŞÜNCESİNDE HZ. ALİ - YÜKSEL KANAR
MUSTAFA YÜREKLİ - ADINI SÖYLEYEMEDİĞİM ÇİÇEK
Görmez'in İran'daki Vahdet Konuşması
Görmez'in Sultanahmet Hutbesi
DR.MUHAMMED ERSİN TOY: Yapay Zekâ Çağında Türkiye'yi Düş..
MUHAMMED VEFA YÜREKLİ: Pedofili ağını çökmekten kurtaran Der..
DR. MUHAMMED ERSİN TOY: Bir dezenformasyon üretim merkezi ol..
MUSTAFA YÜREKLİ: Günümüz İslam Dünyası / 1. Asya’daki Müslüm..
15 TEMMUZ DARBE GİRİŞİMİNDE HALKIN DEVLETE SAHİP ÇIKIŞI
SEZAİ KARAKOÇUN KİTAPLARI
ÖMER NASUHİ BİLMEN' 27 MAYIS CUNTASINA EYVALLAH ETMEDİ
MEHMET AKİF'İN VEFATINDAN ÖNCEKİ SON FOTOĞRAFLARI
Ayetler
2015'de Aramızdan Ayrılanlar
NECİP FAZIL KISAKÜREK FİLM AFİŞLERİ 
YORUM YAZ