Yayımladıktan sonra pişman olduğum hiçbir kitabım yok. Eğer erken yayımlanmış olsaydı, veya istemediğim bir çevrenin yayınevi neşretmiş olsaydı belki bir pişmanlık duyabilirdim.
İkinci soruyu şöyle cevaplayabilirim: Benim kıymeti bilinmemiş kitabım yok fakat kontrollü dalgınlığa gelmiş iki kitabım var.
Bunlardan biri hikaye kitabı diğeri ise deneme kitabımdır.
Önce kontrollü dalgınlık ne demek onu açıklamam gerek.
Midhat Cemal, dostu Mehmet Âkif’i anlattığı biyografi eserinde rastladım bu söze.
Midhat Cemal’in anlattığına göre Mehmet Âkif, DârülFünun’a ders vermeye giderken Duyûn-ı Umumiye’nin önünden geçmek zorunda kalırmış.
Altı yüz yıllık devletini borçlandırıp sömürerek yıkımına sebep olduğu için Duyûn-ı Umumiye’ye olan öfke ve kini sebebiyle bakışlarını bile ondan esirgemek isteyen Âkif, daha binaya gelmeden önce ya yanındaki ile bir sohbete girer ya zihnine bir mesele takar ve bunlarla meşgul olurken binanın önünden geçer gidermiş.
Midhat Cemal işte bu taktiğe “kontrollü dalgınlık” diyor.
Benim iki kitabımın başına işte bu kontrollü dalgınlık geldi.
Sağ olsun kitap dergileri, gazetelerin kültür sanat sayfaları, yıl değerlendirmeleri kitaplarımın güzergahına gelince dalgınlığa vurdular işi. Neden böyle yaptılar bilmiyorum. Biri Ankara’da yayımlandı diğeri İstanbul’da,. Yani ki kontrollü dalgınlık tek bir şehre mahsus değil,
Dalgınlığa gelen ilk kitabım 2007 doğumlu ve Özet Yaşamaklar adını taşıyor. Ankara’da bulunan bir yayınevi neşretti eseri. Beşinci hikaye kitabım olarak yayımlanan bu esere bugün ulaşmak isteyenler ancak internette görebilir.
Kitaptaki öykülerin dili, üslubu, temaları, özgünlükleri gibi hususlarda kelam etmek bize düşmez.
Biyografik bilgilerde adı ile arzı endam eden bu eserdeki özgünlükler keşfedilmeyi bekliyor. Onu da eleştirmenler ve okuyucular keşfetsin. Yazar yazmakla ve neşretmekle üzerine düşen görevi yapmıştır. Gerisi okuyucunun bileceği bir şey.
İçimde bir ses bir gün keşfedilecek, diyor.
Dalgınlığa getirilen diğer kitabım Uhrevi İşler adını taşıyor ve 2008 doğumlu. Diyeceksiniz ki sizin böyle bir kitabınız mı var? Var, fakat bilinmez meşhurdur kendileri. Daha doğrusu yazar olarak ben ve birkaç kişi biliyor.
Bu kitabı niçin yazarından duyuyorsunuz da bir eleştirmenden, bir kitap düşkününden duymuyorsunuz. Çünkü içinde ‘bunları Kâmil Yeşil yazdı, diyor ki’ diyen birileri çıkmadı. Neden? İçinde bilim ve ilim adamlarına mahsus çıkarımlar, yorumlar, iddialar yok. Edebî metinler bunlar, biiir.
İkincisi, kitap yayımlandı fakat Nasreddin Hoca’nın fıkrasında olduğu gibi, kapı kapı dolaşmadığı için farkına varılmadı. Güzelim kitabım, bir öykücü-yazar arkadaşımın editörlük teşebbüsü, bir yayınevinin ilk eserleri olmak gibi bir talihsizliğe uğradı.
Hiçbir kitapçıda görmedim.
Şöyle bir kitabınız var, orada şunu diyorsunuz, diyen bir okur-dost ile karşılaşmadım.
Arka kapak takdimini D. Mehmed Doğan, Hicabi Kırlangıç, Mehmet Aycı ve İbrahim Tenekeci’nin yaptığı bu eserin başına bu nisyan neden geldi, size söyleyeyim.
Kitabın yayımlandığı esnada bir edebiyat dergimiz yoktu. İnternet, facebook, twitter, instegram vs. de devrede değildi. Görüyorsunuz, sosyal medyanın olmamasının zararlarını.
Eğer bir edebiyat dergimiz olsaydı, arkadaşlarımız birkaç kelam ile ilgililerin dikkatini çekerlerdi.
Peki ne diyoruz bu kitapta biz?
Neler demiyoruz ki..
Dünyaya ait ne kadar gıll ü gış varsa hepsini topluyoruz bir araya ve çekinmeden kitabın adını “uhrevî işler” koyuyoruz. “Uhrevî İşler” dediğimiz kategorinin namaz, oruç, zekat, hac, cihad ve bilumum İslami literatür etrafında dönmesi gerekmez mi? İş böyleyken biz ne yapmışız?
Karanlığa Dair, tebessüme dair, dostluğa dair, ölüme dair, silgiye dair, simide dair, uykuya dair, bulmacalara dair, zile, sese ve tokmağa dair, unutamadığım kitaplara dair, su yolunda kırılacak destiye dair, ferrari’yi satmaya dair demişiz, bir sürü dünyevî olay ve olgu konusunda güft ü gû eylemişiz.
Yetmemiş, “mumun dibine verdiği ışıktan” diye bir başlık açmışız. Edebiyat ve hikaye üzerine birçok kelamlar etmişiz.
Mesela, okumada sarkaçlı saat uygulaması nedir ve hafızlıkla ne ilgisi var, onu didiklemişiz. Herkes illa oralarda bir görünme hevesi ile Türkçe Olimpiyatlarına koşuştururken; biz okkalı bir tenkit yazmışız bu tür etkinliklere dair. Müziğimize, Mustafa Kutlu’nun desenlerine dair de söz söylemişiz.
Yetinmemişiz; Hristiyanlığa âlet edilen Mevlânâ’dan, İlhan Berk bağlamında aydınların ateizmsizliğine dair ileri geri konuşmuşuz.
Bütün bunları yapmışız da ne olmuş? Hiç.
Sen yaz, sen oku, sen dinle.
Diyeceksiniz ki kitapların da bir kaderi vardır. Doğrudur. Kitaplar vardır ölü doğar. Kitaplar vardır yıllar sonra keşfedilir.
Yazarın kederi bu keşif yapılıncaya kadar devam edecektir.



PROF.DR. OSMAN ÇAKMAK: Gazze’den Epstein’a Büyük Uyanış..
MUHAMMED VEFA YÜREKLİ: Pedofili ağını çökmekten kurtaran Der..
DOÇ.DR. ALTUĞ GÜNAL: Türkiye'nin Ege'de NAVTEX hamle..
PROF.DR. TALHA KÖSE: Afrika'nın stratejik yükselişi ve T..
DR. MUHAMMED ERSİN TOY: Bir dezenformasyon üretim merkezi ol..
SELAHADDİN EŞ ÇAKIRGİL: Amerika Kafkasya’ya çöreklendi..
Huşu Ne Demektir? Huşu Nasıl Olur?
Şara duyurdu: Suriye'nin kuzeydoğusunda ateşkes imzaland..
MUSTAFA YÜREKLİ: Enerji kaynakları, dünya sistemi ve Ortadoğ..
İran'dan ABD'ye savaş resti: Pezeşkiyan açık açık te..
Türk Kahvesi - Dr. Mehmet Genç
NİZAMETTİN YILDIZ - SOHBET
İSLAM SİYASET DÜŞÜNCESİNDE İBN'ÜL MUKAFFA - YÜKSEL KANAR
İSLAM SİYASET DÜŞÜNCESİNDE HZ. ALİ - YÜKSEL KANAR
MUSTAFA YÜREKLİ - ADINI SÖYLEYEMEDİĞİM ÇİÇEK
Görmez'in İran'daki Vahdet Konuşması
Görmez'in Sultanahmet Hutbesi
İstanbul’da setlere yeni düzen: Film ve dizi çekimlerine kur..
SEZAİ KARAKOÇ: Yol ve İnsan
Yeni kararlar açıklandı: İsrail bu kez Eurovision ısrarına b..
İsrail Eurovision’un sonunu getirebilir! Yarışmada siyasi ka..
"3. Milli Sinema Günleri"nin açılışı yapıldı..
15 TEMMUZ DARBE GİRİŞİMİNDE HALKIN DEVLETE SAHİP ÇIKIŞI
SEZAİ KARAKOÇUN KİTAPLARI
ÖMER NASUHİ BİLMEN' 27 MAYIS CUNTASINA EYVALLAH ETMEDİ
MEHMET AKİF'İN VEFATINDAN ÖNCEKİ SON FOTOĞRAFLARI
Ayetler
2015'de Aramızdan Ayrılanlar
NECİP FAZIL KISAKÜREK FİLM AFİŞLERİ 
YORUM YAZ