Bugun...
İMLA BİLMEYEN PROFESÖRLER


Kamil Yeşil
 
 

facebook-paylas
Tarih: 08-08-2025 22:08

Hababam Sınıfı’nda bir sahne vardır. Öğrenciler yeni edebiyat öğretmeninin dersinden kaçarak maça giderler. Öğretmenden izin koparmak için “ Tevfik Fikret’i ölüm yıl dönümünde mezarının başında anmaya gideceklerini söylerler. Edebiyat öğretmeni “Bana başka bir günmüş gibi geliyor” diye tereddüt etse de çocuklar izni koparırlar ve öğretmeni yolda bırakıp doğru maça giderler.

Sonunda öğretmen öğrencileri disiplin kuruluna havale eder. Öğrenciler ceza alır. Bir öğrenci kendini şöyle savunur:

“Edebiyat öğretmeni olmuş Tevfik Fikret’in ölüm yıl dönümünü bilmiyor.”

Ben de şöyle diyorum. Profesör olmuş, komisyonlara seçilmiş, milletvekili olmuş imla kurallarını bilmiyor.

Gerçi gazeteciler de bilmez imla kurallarını. Bürokrasi de bilmez. CB İletişim Dairesi ikide bir  kelime listesi yayımlıyor. “Şu kelimeleri şöyle yazınız doğrusu budur” diyor. Çünkü Cumhurbaşkanlığına gelen resmî yazışmalarında  bürokrasi imlayı yanlış yazıyor. Cümlelerde anlatım bozukluğu var.

Bu yanlış devletin bütün kurumlarında vardır.

Öğrencilerin yanlışları savunduğu gibi bu profesörler, bürokrasi, milletvekilleri de kendini “ Önemli olan mânâ. Siz yazıya değil, ne dediğime bakın” diye savunuyor.

Hayır, profesör. Hayır, köşe yazısı yazan bürokratik milletvekili. Usûl, esastan önce gelir. Usûl yoksa esas yoktur. Her şey iyi bir kapta sunulur. Çok güzel bir yemeği kötü, pus bir kapta sunamazsınız. Servisi iyi olmayan lokantada yemek yenmez.

İnternet sitelerindeki yazılar dahil, sosyal medya yazışmaları dahil, telefon  WhatsApp yazışmaları dahil yazdıklarında imlaya dikkat etmeyen, imla bilmeyen kişilerin unvanları arasında profesörlük, milletvekilliği, bürokrasi görevi de olsa onlar işini ciddiye almayan kişilerdir. Böyle kişilerden profesör, gazeteci, fikir adamı olmaz.

Son zamanlarda tartışılan para karşılığında yazdırılan makaleler, yüksek lisans ve doktora tezleri ile kamuda görev yapanlar sebebiyle bu yanlışlıklar da yaygın hale geldi.

İmla meselesinin önemini Kur’an- ı Kerim’in yazı ile bir araya getirilmesinden örnek verebiliriz. Mushaf haline getirilirken sahabenin en bilgili, yazı bilen kişileri toplandı. Onlar ittifakla meydana getirdi mushafı. İmla bilmeyen, imla kurallarına uymayan kişiler olsaydı vahiy katipleri; bugün Müslümanların elinde yanlışsız Kur’an nüshası olmazdı.

Hz.  Ömer ra da kim olursa olsun o kişileri en ağır şekilde cezalandırırdı. İsterse o kişinin  adı Ömer olsun.

İmla hususunda Fuzuli’nin şiiri meşhurdur. Mealen der ki :

Eli, kalemi kurusun o katibin ki bir nokta yanlışı ile gözü kör eder. Bu şiirde Türk yazısı ile kör ile göz kelimesini birbirinden ayıran imla noktadır.

Sonuç itibariyle ÖSYM sınavlarında imla kurallarına, anlatım bozukluklarına dair sorular boşuna sorulmuyor. Fakat bu sınavlardan geçer not alamayacak kişiler köşe yazarlığı yapıyor, Meclis Başkanlığına yazılı soru önergesi veriyor. Bürokraside üyelik görevlerinde bulunuyor. Böyle gecenin sabahından hayır umulur mu?

Haydi profesörler ! Önce imla öğrenin sonra yazın. Unvanın hakkını verin. O unvanı hak ederek aldığınızı gösterin.

Sakallı Celal demiş ki:

“Meşrutiyet ilan ettik olmadı.

Cumhuriyet ilan ettik olmadı.

Biraz da ciddiyet ilan edelim.”

Evet, imla konusunda ciddiyet ilan etmek istiyorum.



Bu yazı 2559 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR
Henüz anket oluşturulmamış.
YUKARI