Bugun...
BATICILARIN TÜKENMİŞLİK SENDROMU


Mustafa Yürekli
 
 

facebook-paylas
Tarih: 03-02-2023 23:16

Çağın hastalıklarından biri olan, artık her yerde karşımıza çıkan tükenmişlik sendromu, genellikle stresten kaynaklanıyor. Stresli bir işte çalışıyorsanız ya da sürekli kendinizi strese sokacak düşüncelere kapılıyorsanız kendinizi tüketmeye başlamışsınız demektir.

Tükenmişlik sendromu, yaygın olarak insanların yüz yüze çalıştığı mesleklerde bireylerin, duygusal yönden kendilerini tükenmiş hissetmeleri, işleri gereği karşılaştıkları insanlara karşı duyarsızlaşmaları ve kişisel başarı duygularında azalma şeklinde görülen bir sendromdur.

TÜKENMİŞLİK SENDROMU

Tükenmişlik sendromunu basitçe özetlemek gerekirse ‘başarısız olma hissi’dir; yorgunluk, isteksizlik, ilgisizlik şeklinde kendini gösteren durumdur. Kişinin mesleki yetersizliğiyle ilgili bir kavram. Tükenmişlik sendromu, ‘beklenti’ ile ‘gerçekleşme’; ‘talep’ ile ‘talebi karşılama’ arasındaki farkın açılmasıyla oluşan bir boşluğu temsil ediyor.  

Çalıştığı kurumdan beklentilerinin karşılanmayacağı ve orada adaletli davranılmayacağı ile ilgili ümidini kesmesi gibi güven zayıflatan duygular varsa tükenme ortaya çıkar. Tükenmeye dönüşmemesi için kişinin ümitsizliğe düşmemesi gerekiyor. Tükenmelerde örtülü bir tepki vardır. Tükenme yok gözükür ama duyarsızlaşma vardır. Umursamaz, kinayeli tavırlar, isteksizlik, işi önemsememe oluşur. Bir şeyden zevk alamama, durgunluk, neşesizlik ya da öfkelilik, sinirlilik gibi aşamalarına göre belirtiler ortaya çıkıyor.

Uyumsuz kişilerde, kibirli ve kendini beğenmiş kişilerde daha çok tükenmişlik sendromu oluyor. Kişi açık ve şeffaf değilse, yaptığı işleri hile ile yapıyorsa, gittiği yerde güven alanı oluşturamıyorsa, iş yerinde kendini güvende hissetmiyorsa, devamlı kendisine çelme takılacağını düşünüyorsa orada da tükenmişlik çok oluyor. Korku duygusu hakim oluyor. Korkunun arttığı yerde güven azalıyor. Güvenin azaldığı yerde kaygı yükseliyor. Sonuç olarak da huzur kaçıyor.

Dürüstlük, şeffaf ilişki ve güvenin olduğu ortamda iş yerindeki verimliliğin de arttığını dile getiren Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Güvende hissetmesi kişinin motivasyonunu artırıyor. İç kaynakları daha çok kullanılıyor. Bu nedenle gelişmiş ülkelerde ısrarla açık, şeffaf ilişkinin ve ifade özgürlüğü üzerinde durulması, korku değil de özgüven üzerinde durulması tesadüfi değil. Korku ve baskı kültürlerinde pasif bir tükenmişlik vardır. Tembellik şeklinde yaşanır. Yüksek güven hissinin olduğu topluluklarda aykırı konuşma dışlanmaz. İnsanlar haksızlığa uğramayacağı ile ilgili daha çok güvende hissederler. Böyle toplumlarda çözüm üretmek daha kolay oluyor.” dedi.

Kurum, zeki ve tembel insanlar topluluğu haline gelir. Tembellik derken aslında tükenmişlik sendromunun direnme aşamasındaki umursamazlık ve duyarsızlaşmadan bahsediyoruz. Tükenmişlik sendromu o anda artık iş verimini düşürmüştür. Böyle bir durumda akıllı yönetici bunu hemen fark eder ve sebebini bulup yeni motivasyon teknikleri geliştirebilir.

Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Tükenmişlik sendromu örgütsel olursa yani kurumda olursa hatalar yaptırır. İş yerinde olursa kaliteyi ve verimliliği düşürür. Toplumda olursa bu büyük bir dönüşüm işaretidir.” diyor. 

TÜKENMİŞLİK SENDROMUNUN SOSYOLOJİYE YANSIMASI

Tükenmişlik sendromu, psikolojik bir mesele, bireylerle ilgili bir sorun. Buna karşılık toplum katında yansımaları söz konusu olduğunda problem sosyolojik bir mesele halini alabiliyor.

Mahfi Eğilmez, “Tükenmişlik Sendromu ve Sosyolojik Yansıması” başlıklı yazısında “Türk toplumunun Batı kültürüyle eğitilmiş bölümü bir süredir tükenmişlik sendromu yaşıyor. Çünkü kendilerini tam olarak bu topluma ait hissetmiyorlar. Çocuğunu yurt dışında okumaya yollayanlar arasında okuyup da buraya gelsin, burada bir şeyler yapsın diye düşünenlerin sayısı oldukça az. Daha büyük kısmı gitsin orada okusun ve orada kalsın istiyor. Bir başka ifadeyle ‘biz gidemedik bari çocuklar kendisini kurtarsın’ havası yaygın.” diyor.

Batıcılar, eğitimini aldıkları Batılı pozitivist kültür nedeniyle yaşadıkları kopuş ve parçalanmanın sonunda savruluş ve saçılış dönemine girdiler. Pragmatist ve konformist anlayış, ülkeden kaçış noktasına getiriyor.

Mahfi Eğilmez, “Kimisi en olmadık yerlerden yerleşim hakkı ve eğer mümkünse vatandaşlık almaya çabalıyor. Bundan 20 yıl önce Avrupa’dan karayoluyla gelenler Bulgaristan, Romanya’dan gece geçerken oralara üzülür ‘Yazık bu insanlara, elektrik yok, karanlıkta oturuyor bunlar!’ derdi. Şimdi oralardan yerleşme hakkı ve olabilirse vatandaşlık hakkı almak için başvuruda bulunuyorlar. ” diyor.

Geçmişte de Batıcılar arasında yurt dışında ikbal aramak eğiliminde olanlar vardı çevrede ama bu eğilim neredeyse fark edilemeyecek kadar az sayıda insanda vardı. Artık fark edilir hale geldi. Batıcıların tükenmişlik sendromunun arka planında sosyal, ekonomik ve siyasi nedenleri var.

TÜKENMİŞLİK SENDROMUNUN POLİTİKAYA YANSIMASI

Mahfi Eğilmez, “Osmanlı İmparatorluğu’nu toplumu saran bu tükenmişlik sendromu bitirmişti” diyor. Cumhuriyeti de toplumu saran bu tükenmişlik sendromu bitirecek demeye getiriyor. Birinci Dünya Savaşı’nda, Milli Mücadele’de bavulunu kaptığı gibi soluğu yurt dışında alan Batıcılar, bugün de yolculuk hazırlığına başlamış..

Ne oldu da bu toplumun bir asırdır iktidardan nemalanan Batıcı statükocuların önemli bir bölümü son dönemlerde böylesine bir tükenmişlik sendromuna girdi? Bu sorunun cevabı, Batıcı iktidar seçkinleri, son 20 yıldır yavaş yavaş mevzilerini kaybettiler. Ege kıyılarındaki köylerde, Bodrum’da yaptıkları uzun tatilde ya da Boğaz’daki yalılarda, villalarda sıkılıyorlardı; artık korku duymaya başladılar.

İttihat Terakki Cemiyeti’nin Cumhuriyet dönemindeki uzantısı olan Cumhuriyet Halk Partisi seçimlerde yenilgi yenilgi büyüyen bir psikolojik çöküşü, tükenmişlik sendromunu yaşıyor. Batıcılar, kemalisti, liberalisti, sosyalisti ve faşisti bir masada toplanıp korkuyla birbirine sarılıyor, bu tükenmişlik sendromu yüzünden. Umutlarını kaybetmiş durumdalar..

Bir asır önce, bu millet, kedi yavrusu gibi ensesinden tutulup karga tulumba batı uygarlığına fırlatıldı. Batıcılar, bu milleti, sosyal, ekonomik ve politik haklardan vaz geçerek köle gibi, bir sömürge gibi yaşamaya maruz bıraktı.

Devleti kuran bu millet, kendi medeniyetinden çıkarıldı. Yabancı hukuk dayatıldı, hukuk bu ülkede adliyecilik haline getirildi. Üniversite ve bütün okullar, Batının pozitivist, materyalist bilim anlayışına teslim edildi. Ekonomi, ithalata dayalı tüketim ve israf ekonomisi haline getirildi. Üretmeden sürekli tüketen bir ülke haline getirildik. Medya, dünya güçlerinin davulcusu oldu. Batıcılar, darbelerle, devletin kasasını boşalttılar, devletin bütün kademelerinde kadro temizliği yaptılar, ihalelerinde aldıkları rüşvetlerle köşeyi döndüler. Sıradan insan olarak yaşamaya katlanamazlar.

12 Eylül 1980 rejimi çöktü. Yeni rejim henüz tam olarak kurulamadı. Batıcılar ‘ya hakikat medeniyeti kurulursa’ diye panik halinde. Batıcıların tükenmişlik sendromu gittikçe derinleşiyor, şiddetleniyor. 2023 seçimini kaybederlerse, yurdu terk etmeler daha da artacaktır.

Batıcılar içine düştükleri tükenmişlik sendromuna belli bir kesimi de çekiyor. CHP’nin tükenmişlik sendromu düşmesi; sosyal sapmayı temsil eden FETÖ ve PKK gibi illegal yapılar ve sempatizanlarının tükenmişlik sendromuna yuvarlanması anlaşılır bir durum. İnşallah 2023 seçimlerinin sonuçları, bu yozlaştırıcı ve bozucu boşluktan kurtaracak onları.



Bu yazı 7069 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR
Henüz anket oluşturulmamış.
YUKARI