Bugun...
BRZEZİNSKİ’NİN KÜRESEL KAOS TEHDİTİ


Mustafa Yürekli
 
 

facebook-paylas
Tarih: 04-09-2016 00:25

Zbigniew Brzezinski (Zbigniev Bjejinski), “Küresel Kutuplaşmaya Doğru” makalesinde[1] dünya çapında yaşanan jeopolitik gelişmelerle ilgili görüşlerini bildirirken, BMGK içindeki hesaplaşmayı ve denge arayışını gündeme taşımış oldu. Sözkonusu makalede Z. Brzezinski’yi daha çok Amerika’nın küresel çapta liderliğinin son bulmasının rahatsız ettiği hissediliyor.

Buradan, Z. Brzezinski’nin Rusya ve Avrupa’nın geleceğini ABD’nin küresel politikasını takip etmekte gördüğü anlaşılıyor; AB sadece bu şekilde, varlığını muhafaza etmekle kalmaz, hatta dünyada öncü güce bile dönüşebilir. Meselenin bu tarafı birkaç açıdan düşündürücüdür. “Avrupa Birliği” kavramının ilk olarak ABD’nin önderlik iddiasına yeni bir içerik kazandırmak için yaratıldığı görülüyor. Amerika’nın yürüttüğü küresel siyasetin bir yandan Rusya’yı “Avrupa Birliği” modelinin içinde görmek isterken, diğer yandan Moskova-Pekin ilişkilerinin gelişmesini durdurmak gibi iki boyutu var. Brzezinski, Avrupa Birliği’nde gerilemenin sürdüğünü itiraf ediyor. Bu yapılanma içinde, özellikle İngiltere’nin ayrılışından sonra, bütünleşme süreçleri gittikçe daha karmaşık bir hal alıyor.

Mali ve siyasi kriz içinde olan Amerika ile Çin arasındaki gerilim gittikçe kontrolden çıkmakta.. Çatışma alanı, Çin’in güvenlik için etki alanı gördüğü güney doğu Asya.. Ne Amerika liderlik pozisyonundan vaz geçebilir ne de Çin Asya’da ikinci plana düşmeyi kabul eder. Ayrıca Rusya da etkinliğini artırmaya çalıştığı Asya’da, özellikle Kafkasya ve Orta Asya’da üstünlüğü Amerika’ya kaptırıp ikinci plana düşmeye razı olabilir mi? Amerika’nın en büyük korkusu, Çin ile Rusya’nın ittifakı; Çin’i kuşatmakla kalmıyor, her ikisini de, Çin ile Rusya’yı kaosla tehdit ediyor.  

Amerika, Çin’i savaştan vaz geçirip nasıl yanına alacak? Günümüzde ciddi bir mali ve siyasi kriz içinde olan Rusya ve Avrupa, dünya önderi düzeyine nasıl yükseltilebilir? Bu soruların makul cevapları yok ama küresel kaos tehditinin, Avrupa, Rusya ve Çin üzerinde ciddi baskı yarattığı bir gerçek.

Brzezinski’nin temel paradigması, bölünmüş ve istikrarsızlaştırılmış İslam alemi karşısında Amerika tek başına hareket etmemelidir. Bu süreçte onun en yakın ortağı, Rusya’yı da içine alan Avrupa ile Çin olmalıdır.

Bu yöntemle Washington; İngiltere’nin terk ettiği Avrupa ve Rusya’yı etki altında tutarak, Çin’e alternatif bir güç merkezi oluşturma amacındadır. Ancak burada birbiriyle bağdaşmayan unsurlar da vardır. İngiltere, AB’den ayrılıp ABD_Çin Savaşı’nın dışına kendini atarken, Rusya niçin bu Batı bataklığına dalsın? Amerika Ortadoğu’da İslam’ın 5’lisi Türkiye, İran, Pakistan, Mısır ve Suudi Arabistan’ı istikrarsızlaştırıp mikro devletlere bölerek etkisi altında tutmayı başarabilecek midir?

Bu görüşler ışığında, İslam ülkesinin parçaları olan Güney Kafkasya ve Orta Asya ülkelerinin jeopolitik durumu üzerinde düşünmek gerekiyor; Amerika, Çin ve Rusya’nın savaş alanı haline gelmişken; Türkiye, İran, Pakistan ittifakı öncülüğünde İslam Birliği’ne dönük politikaları benimseyemezler mi? Bu ülkeler istikrarsızlaştırılacaklarını bile bile içine kapanabilir mi? Yoksa onların gelişme ivmesinin durdurulması için Batı, bazı önlemler almayı mı planlıyor? Z. Brzezinski’nin ileri sürdüğü savlarda bu gibi sorular yanıtlanmamaktadır.

Demek ki, ilk olarak, Washington’un dış politikasında şimdilik Rusya ve Çin’in yeri tam olarak belli değil; ikincisi olarak ise, “Avrupa Birliği” modeli aslında Amerika’nın stratejik çıkarlarına uygun yeni bir iş birliği modelinden başka bir şey değil. O zaman, küresel iş birliğinin, kıtalar arası sisteminin hangi kıstaslara göre oluşturulacağı meselesi de belirsizdir. Bunlara rağmen, bizce, daha önemli olan, Z. Brzezinski gibi bir uzmanın küresel kargaşadan, İslam aleminin güvenlik riskinden bahsetmesidir. Böyle bir durum dünyanın herhangi bir bölgesinde çatışmaların alevlenme olasılığının varlığına işaret ediyor. Dolayısıyla dünya güçlerin bölgesel anlaşmazlıklarının adil şekilde çözümüne ilişkin bir modelinin olmadığı belli. Onlar şimdilik kendi stratejik çıkarlarını sağlayacak etkili yöntemler aramaktadır.

Aslında söz konusu olanın, küresel çapta kargaşa, İslam aleminin istikrarsızlaştırılması olduğu anlaşılıyor. Bundan çıkış yolunu ise, büyük devletlerin küresel iş birliğinin, kıtalar arası sisteminin sağlanmasında görüyor. Bu, oldukça feci bir öneridir.  

Şu anda Batı’nın temel amaçlarından biri, İslam coğrafyasında bütünleşmenin önünü kesmektir. Burada bütünleşme modelinin kim tarafından – Pakistan, İran ya da Türkiye tarafından – önerildiğinin bir önemi yoktur. Washington için ABD-Avrupa çiftinin stratejik çıkarlarına uyan ve Asya coğrafyasının büyük devletlerini (Rusya-Çin) de kapsayan bir jeopolitik model önemlidir. Bu bakımdan Amerika, İslam ülkesini Çin ile Avrupa arasında gidip gelen, gerilimli bir coğrafi bölge olarak görüyor. Demek ki, bu coğrafyada siyasi karmaşaya ortam yaratmak için adımlar atılabilir. Bu da, burada bulunan devletler için güvenlik meselesinin ön plana çıkması demektir. Bu görüşler ışığında ana sonuç, herkesten önce büyük devletlerin politikalarını yeniden gözden geçirmesinin, dünya için yararlı olacağıdır.

“Brzezinski’nin Kalbini Durduracak Ankara Hamlesi” başlıklı gelecek yazıda Türkiye'nin İslam birliği imkanını anlatacağım..

 

Haber 7

 

[1] http://www.the-american-interest.com/2016/04/17/toward-a-global-realignment/



Bu yazı 3613 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR
Henüz anket oluşturulmamış.
YUKARI