Bugun...
KÜLTÜR VE MEDENİYETİ DOĞRU ANLAMAK


Mustafa Yürekli
 
 

facebook-paylas
Tarih: 19-12-2022 22:42

Kültür ve medeniyeti doğru anlamak

Türkiye’nin modernleşme macerası, akademik çevrelerde çözümlenirken medeniyet ve kültür kavramlarına başvurulmakta; dolayısıyla bu iki kavramın tanımlarındaki belirsizlikler değerlendirmelerde yanlışa yol açmaktadır.

Dolayısıyla Cumhuriyet dönemi düşünürlerinden Mehmet Akif Ersoy, Necip Fazıl Kısakürek ve Sezai Karakoç’un kültür ve medeniyet kavramlarına getirdikleri tanımlar büyük önem kazanmaktadır.

Bu yazıda kültür ve medeniyet kavramlarının Diriliş düşüncesinde kazandığı anlama vurgu yapılacaktır.

DİRİLİŞ DÜŞÜNCESİNDE MEDENİYET

Sezai Karakoç’un “Diriliş” kavramı etrafında şekillendirdiği düşüncesi, bir medeniyet tezi, İslam medeniyetini her cephesiyle ihya etme, modern çağda yeniden hakim kılma çabası olarak okunabilir.

Karakoç, medeniyeti ırkla açıklayan etno seküler teorileri kabul etmez. Bu yüzden İslam dinini öncelikle tarih ve “medeniyet” perspektifinden bir bütün olarak ele almaktadır.

Karakoç’a göre medeniyet, bütün insanlığa hitap eden bir tarih olgusudur. Tek kişiye ya da insanlığa dönük cephesiyle medeniyet, insanın sadece fiziki ya da fizyolojik ihtiyaçlarına cevap veren bir sistem olmakla kalmaz, aynı zamanda manevî, ahlâkî, metafizik ve kültürel isteklerini de karşılamak amacını taşır ve insanı bütün cepheleriyle ele alır. Karakoç, İslam’ın bütün insanlığı içine alan ve insanı her cephesiyle, düşünüş ve yaşayış biçimiyle bir bütünlük içinde kabul eden yorumundan hareketle İslam’ı medeniyet ile özdeş görmektedir: 

 “İslam’ı medeniyet olarak ele almak, onu metafizik cephesiyle, yani iman açısından ele almak demektir; tarih açısından, bilim, sanat ve edebiyat açsından, yani kültür açısından ele almak demektir. Ekonomi, teknik ve sosyal ilişkiler açısından ele almak demektir. Felsefe, bilim, ahlak, sanat ve daha nice açılardan ele almak ve bunun tarih boyunca değişim ve gelişimlerini incelemek demektir” (Günlük Yazılar IV. Gün Saati., s.67).

Sezai Karakoç, medeniyet oluşturmayı insana verilmiş bir görev olarak algılar. İnsanın kendini gerçekleştirerek nefsini arıtması, sadakat ve ciddiyetle medeniyet sorumluluğunu yüklenmesinin temel şartından başka birşey değildir. Bu yaklaşımını bir Kur’ân ayeti ile delillendirir: “O sizi topraktan yarattı ve yeryüzünü imar etmenizi istedi”(Hûd sûresi: 61). Bu imar faaliyeti, insanın yeryüzünde medeniyet oluşturmakla memur edilmesinin karşılığı veya gereğidir.

Sezai Karakoç, Hz. Adem’den başlayarak gelen bütün peygamberlerin “Hakikat Medeniyeti”nin taşıyıcısı olduğunu söyler. İslam medeniyeti ise bu hakikat medeniyetinin son ve en olgun halidir (Diriliş Muştusu, s.77).

Diriliş tarih perspektifinde bütün İslam tarihi, hatta insanlık tarihi ilk insandan başlayarak medeniyet fikri etrafında açıklanmaktadır. Bütün peygamberler tek medeniyet olan hakikat medeniyetini temsil ettiğinden anlamını ve kaynağını vahiyde bulan bu İslam medeniyeti, diğer medeniyetlerden ayrılır.

Medeniyet, farklı varlık tasavvurlarının, bir toplumda belirli bir düzen ve sistem içinde kalıba dökülüp tecessüm etmiş halidir; maddi ve manevi bütün varlığını, düşünce, sanat, bilim ve teknoloji yönetim alanındaki üretimlerini kapsayan geniş bir kavramdır. Medeniyet, Sezai Karakoç’un ifadeleriyle insanın bütün bu alanlardaki amacını en üstün planda gerçekleştirmesi, onu sürekli kılması faaliyetleri ve bunun anıtlaşması, kurumlaşması, kalıcı kılınmasıdır.

Kitle, medeniyetle millet haline gelmekte; devlet de milletin teşkilatlanmış hali olmaktadır. Medeniyet, millet ve devlet birbirine bağlı olgulardır. Bu yüzdendir ki Diriliş düşüncesinde hakikat merkezli medeniyet anlayışı, anlamını ve kaynağını vahiyde bulmaktadır; diğer medeniyetlerden de ayırım noktası budur.

Bütün problemlerin temelinde medeniyet bunalımı var. Batı etkisi olarak adlandırılan medeniyet bunalımı, ülkemizde anomi, kargaşa ve terör olarak şiddetli bir şekilde yaşanmaktadır.

DİRİLİŞ DÜŞÜNCESİNDE KÜLTÜR

En genel anlamıyla kültür, toplumda yaşayan insanların bütün öğrendikleri ve paylaştıklarını kapsayan bir kavramdır. Karakoç, kültür kavramının ne olduğu veya sınırlarından ziyade kültürün temeli, yerli kültür, kültürün korunması ve düzeyinin yükseltilmesi, kültür bilinci konularına vurgu yapmaktadır. Karakoç, kültürü din temelli bir olgu olarak kabul eder.

Diriliş düşüncesinde kültür ve medeniyet birlikte ele alınır. Çünkü kültür de medeniyet gibi kaynağını dinde bulur. Din ve kültür, “birbirinden kopması ve koparılması mümkün olmayan iki sosyal tezahür” olarak kabul edilir. Böylece din belli başlı kültür doğuran ana kaynaklardan biri olarak okunur (Günlük Yazılar II. Sütun, s.122).

Kültürün de medeniyet gibi İslam ile bütünleşik hali, Diriliş düşüncesinde, medeniyet ve kültürün İslam’dan ayrı ele alınamayacak bir birlikteliği ifade etmesine yol açmıştır.

Bu anlamda İslam en genel anlamda “insan için bir başka eşi ve benzeri bulunmaz bir dünya görüşü, bir hayat tarzı, bir kültür ve medeniyet” (İslam’ın Dirilişi, s.44) olarak ele alınır.

Karakoç’a göre kültür, inanç, düşünce, duygu, davranış arasındaki bağlayıcı küçük köprücüklerdir. Bu nedenle inanç, düşünce, duyuş ve davranış arasındaki akımın düzenli dönüşümü sağlanmalıdır. Uzunca bir süredir bu akım sağlığını kaybetmiştir. Yitirilen bir total kültür problemi söz konusudur (Varolma Savaşı, s. 21).

Karakoç’a göre bir toplumun en önemli kültür müessesesi, üniversitedir. Üniversitenin teknik, sosyal bilimler, matematik ve edebiyat alanlarında ilk söz sahibi olması gerekir. Bu yetkinin oluşması için bütün bu alanlarda, orijinal eser veren ve özgün fikir üreten yerler haline gelmesi gerekir. Ülkemizde ise henüz “tercümeci üniversite”den “telif” safhasına geçilmediğini görmek zor değildir.

MEDENİYET İLE KÜLTÜR ARASINDAKİ İLİŞKİ

Diriliş düşüncesinde medeniyet ile kültür arasındaki ilişki, bir hitama ermişlikle bir devamlılık ilişkisi olarak ele alınmaktadır; bu iki kavram o kadar iç içedir ki çoğu kez eş anlamda kullanılmaktadırlar (Düşünceler I, s.10).

Tüm bu iç içeliğe rağmen medeniyet, kültürü de içine alan daha kapsamlı bir kavramdır:

“Kültür medeniyeti değil, medeniyet kültürü içerir. Bize göre, kültür medeniyetin fizyolojisi gibidir. Medeniyetse, sadece anatomi değildir. Canlı organizma gibi, anatomik cephesiyle, fizyolojik cephesiyle bir bütündür (…) her medeniyete bir de onun kültürü tekabül eder. İslam medeniyeti diyorsak, bir de İslam kültürü dememiz gerekir. İslam kültürü İslam medeniyetinin bir unsurudur; belki öbür birçok unsurun da kaynağı olan bir unsur”( Düşünceler I, s.9)

Sezai Karakoç, vahiyle temellendirdiği İslam medeniyet ve kültürü  beşeri tecrübe olması  bağlamında insanlığın kültürü (Günlük Yazılar II., s.340) olarak kabul etmektedir. Bu bağlamda Diriliş düşüncesinde kültür, bütün İslam coğrafyasında yaşayan insanların ortak bir hayat tecrübesi olarak ele alınmaktadır.

Sonuç olarak Diriliş tezi, kültür-bilgi seferberliğini önemli görür. Geçmiş tarihimizin kültür birikimini bilmek ve yeni çağda bunlardan faydalanmak insanımızın ayaklarının yere sağlam basmasını sağlayacaktır (Sûr, s. 68).

Kültür ve medeniyeti yaşatmak, geçmişi muhafaza etmek gibi bir müze işlemi değil, kültür ve medeniyetin çağ içinde de doğurganlığını korumasına çalışmaktır (Diriliş Neslinin Amentüsü, s. 29).

Kültür problemleriyle ilgilenirken inançtan hız almak gerekir (Diriliş Neslinin Amentüsü, s. 30).



Bu yazı 9665 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR
Henüz anket oluşturulmamış.
YUKARI