Bugun...
YÜRÜYÜŞÜMÜZ İÇERİSİNDE İSLAMCILIK, FONKSİYONU VE GELECEĞİ


Prof.Dr. Ömer Özyılmaz
 
 

facebook-paylas
Tarih: 22-07-2026 18:31

İslamcılık 150 yıldan beri çeşitli yönleriyle, fonksiyonları ve yapıp ettikleriyle tartışılan bir konudur. Zaten hem taşıdığı anlam ve değerler hem de evrensel düzeydeki aksiyoner tutumuyla İslamcılık tartışılmayı hak eder. Daha da tartışılmaya devam edeceğe benzemektedir.  
Ben de bu tartışmaya katkı sunmak için iki makaleyle sürece dahil olacağım. Önce bugün sizlere İslamcılığın nasıl ortaya çıktığını, içerik ve anlamının ne olduğunu arz edeceğim. Bir sonraki gün İslamcılığın nasıl bir hareket olduğunu ve hangi fonksiyonu yerine getirdiğini belirtmeye çalışacağım. Buna paralel olarak bugün gelmiş olduğumuz noktayı tespit edip, bundan sonra İslamcılığın nereye evrileceğini; bizim ve dolayısıyla dünyanın nasıl bir döneme gireceğini sizlerle paylaşacağım. Bu vesileyle hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.
 
1- İslamcılık Kavramı Nasıl Doğdu:

İslamcılık olgusu ve kavramı, insanlık tarihinin yürüyüşü içerisinde zorunlu olarak ortaya çıkmış bir olgu ve kavramdır. Bunu biraz analiz edersek konuyu daha yakından görme imkânımız olur. Şöyle ki:
İslami bir okumayla insanlık tarihini üç bölümde ele alınabiliriz. Bunlar:
    a- Peygamberler dönemi: Bu dönem, ilk insan ve ilk Peygamber olan Hz. Adem’den başlayıp Hz. Muhammed (as) ile son bulan dönemdir. Allah Teala bu dönemde bütün insanlığa insanca bir hayatın ilke, prensip ve ayrıntılarını göstermek için belde belde, il il ve bölge bölge   yaklaşık 124000 Peygamber ve onlarla beraber de din göndermiştir.
Hz. Muhammed (as)dan sonra artık peygamber yoktur ve olmayacaktır. Ancak peygamberlerin öğretilerinin etkinliği ve fonksiyonu ilk günkü gibi bugün de tazedir ve devam etmektedir.
Bu dönemde gönderilmiş peygamberlerin ortak özelliği, Allah’ın kendileriyle veya kendilerinden önce gönderdiği ve onların da uymalarını istediği dinin, bütününe sahip çıkmış; onun bütününü esas almış yaymış, yaşamış ve uygulamış olmalarıdır. 
      b- İslam devletleri dönemi: Bu dönem Hz. Ebubekir (ra) ile başlayan, Raşit Halifeler, Emeviler, Abbasiler, Karahanlılar, Selçuklular dönemi ile devam eden ve tarihçi Prof. Dr. Halil İnalcık’ın deyimiyle Osmanlı Devleti’nin durdurulmasıyla son bulan dönemdir.
İslam devletleri her şeyiyle yaşayamasalar bile peygamberler dönemi gibi ‘Bütüncül İslam’a ya da İslam’ın bütününe sahip çıkmışlar, O’nu esas almış ve uygulamışlardır.
Hem peygamberler hem de İslam devletleri döneminde hâkim olan İSLAM hem Kâinat, hayat ve insanı anlatan bir teoridir hem de hayatın bütün yönlerini düzenleyen bir pratiktir. Hayatın bazı yönlerine genel prensipler ve ilkeler koyar, bir kısmına orta düzeyde kurallar getirir, arayı İslami bir anlayışla Müslümanların doldurmasını ister, bir kısmına da en ince teferruatına kadar yaşam biçimi vaz’eder.
    c- İslami organizasyonlar dönemi: Bu dönem, yaklaşık 150 yıl önce Osmanlı devletinin sahneden çekilmeye başlaması ve yerini dolduracak başka bir İslam devletinin de olmaması sebebiyle, kısmen onun yerini tutacak bir proje olarak Müslüman entelektüeller tarafından ortaya atılıp geliştirilmiş bir projedir. Bu dönemin hayat nizamının/teorisinin ya da dünya görüşünün adı İslamcılık’tır. İşte zorunlu olarak İslamcılığın ortaya çıkması bu döneme rastlar. İsim babalığı yabancılara aittir. Biraz analiz ederek İslamcılığı daha yakından görelim:

2- İslamcılık Nedir:
 
İslamcılık, aslında İslam’a bir bakış ve yaklaşım biçimidir. O konuya girmeyeceğim ama Müslümanlar arasında başka yaklaşım biçimleri de vardır.
İslamcılık, İslam’dan çıkarılmış bütüncül ve aksiyoner bir İslami anlayışıdır. Daha açık bir ifadeyle Kur’an ve Sünnet başta olmak üzere I. İslam Medeniyetini oluşturan bilimsel, ahlaki, teknolojik ve yapısal unsurları ve bu çağın doğru bilgilerini esas alan Mehmet Akif Ersoy gibi mücahit Müslüman entelektüellerin/İslam bilginlerinin oluşturup geliştirdiği ve çağın idrakine sunduğu İslami bir dünya görüşüdür.
İslamcılık, söz konusu aynı unsurlar esas alınarak sürekli geliştirilebilir hatta geliştirilmelidir. Bu çok çok önemli bir konudur.
Müslümanların tarihi akışları içerisinde zorunlu olarak ortaya çıkıp büyük fonksiyonlar icra eden İslamcılık dünya görüşünü seçip benimseyenlere ‘İslamcı’ denir.
Her İslamcı, hayatında İslam’ı yaşayan Mücahit Müslümandır ya da öyle olmak durumundadır. Diğer bir deyişle İslamcı, ömrünü ‘İslami cihada’ göre ayarlayan ve ona göre yaşayan insandır. Ancak realitede her Müslüman İslamcı olamamış daha sade bir mümin olarak yaşamak istemiştir.
Bir Müslümanın İslamcı olup olmaması konusu, Müslümanlar arasında bir yönelim ve seçme konusudur. Ancak herkes yapıp ettiklerinden yahut yapmayıp ertelediklerinden Allah’a karşı sorumludur. Nitekim Nisa suresi 95. Ayette şöyle buyurulur: ‘Müminlerden özür sahibi olmaksızın oturanlarla Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenler eşit olamazlar. Allah, mallarıyla, canlarıyla cihad edenleri, derece itibariyle, oturanlardan üstün kıldı’.
Tarihe ve günümüze baktığımızda İslamcılığın, içerisinde İslami ekolleri, cemaatleri, tarikatları, STK’ları ve siyasal partileri barındırdığını, onlara bütüncül İslami anlayış, yaklaşım ve yönelimini kazandırarak onlarla yol yürüdüğünü görürüz.

3- Üç dönemin (Peygamberler, İslam Devletleri ve İslamcılığın) Ortak Özellikleri:

Hem Peygamberler döneminin hem İslam devletleri döneminin hayat nizamı olan İslam hem de O’na bütünsel yaklaşım anlamındaki İslamcılık, kendi içinde hem teoriyi hem de pratiği taşır. Ancak ilk ikisi hem bütün kötülüklere/münkere karşı direnişi hem de hayatın her alanında iyilikleri/marufu yayma ve yaşamayı organizeyi esas umde olarak almışlardır.
Tıpkı Peygamberler ve İslam devletleri dönemlerinde olduğu gibi İslamcılık’ta da teorik olarak İslam’ın bütününe sahip çıkma, anlama, yaşama, yayma ve hâkim kılma esastır. Bununla beraber İslamcılık çok büyük ölçüde direnişi ama şanlı bir direnişi organize etmiştir. Çünkü İslamcılık, toplumsal hayatın bölümlerini (eğitim, hukuk, ekonomi, siyaset vb) düzenleyecek bir araca, bir erk’e daha doğrusu bir devlete hiçbir zaman sahip olamamıştır.

4- İslamcılığın Fonksiyonu:

Yukarıda da bahsettiğimiz gibi İslamcılık aha çok direnişi esas alan bir dünya görüşüdür. Nitekim Kurtuluş Savaşımızda Anadolu’da, Osmanlı coğrafyasında, Hindistan-Pakistan bölgesinde, Ortadoğu’da, Çin’de, Afrika’da, son 60-70 yıldır Bosna’da, ülkemizde ve son iki asırda küfre karşı direnişin olduğu her yerde İslamcıları önde görürüz. Kuramdan uygulamaya dünyadaki bütün İslami direniş hareketlerini büyük ölçüde İslamcılar organize etmiş ve yürütmüşlerdir. Bugün asrın direnişi olarak tarihe geçecek olan Gazze ve Suriye direnişi de yine önde olan İslamcıların diğer Müslümanlarla birlikte ortaya koymuş olduğu şanlı bir direniştir.
Eğer dünyada İslamcılar olmasaydı seküler, materyalist, zalim ve sömürgeci Batı’nın işi daha da kolay olurdu. Emperyalist Batı’ya geçit vermeyen, onların kirli emellerine ulaşmalarını engelleyen İslamcılardır.
Bugün de öyle, eğer Türkiye ve eğer Ak Parti, özellikle de Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan yönetimde olmasaydı, bölgemizde şimdiye kadar her şey tıpkı 20. Yüzyılın başlangıcında olduğu gibi emperyalizmin istediği şekilde olur biterdi.

5- İslamcılığın Geleceği:

Son iki asırda yıkılış, kurtuluş ve yeniden varoluş mücadelesi veren İslam dünyasının bu dönemine göre geliştirilmiş olan İslamcılık, çok önemli hizmetler vermiş ve kendisinden beklenen fonksiyonu yerine getirmiştir. Yaptığı güzel icraatlarla bu dönemin zulmüne, sömürüsüne ve küfrüne karşı yerel ve evrensel İslami direnişi organize ettiği gibi, sonraki nesillere de önemli bir miras bırakmıştır. İnşaallah olmaz ama ileriki asırlarda Müslümanlar yeniden direniş durumuna düşerlerse, atalarının 19-21. asırlarda yaptıklarından çok büyük ölçüde yararlanma imkanları olacaktır.
Bugün artık Müslümanların büyük ölçüde sadece direniş dönemini tamamlamış, ümmet olarak hem direniş hem de aksiyon dönemine geçmekte oldukları kanaatindeyim. Yani artık insanın varlıklar arasındaki sorumluluk ve onuruna yakışır yeni bir dünya kurma, bütün hayatı o sorumluluk ve onur çerçevesindeki anlayışa kısaca İSLAM’A göre düzenleme dönemine girmeye başladıklarını düşünüyorum. Bu dönemin teorisi ve pratiği, bir bütün halinde İslam’ın temel kaynakları, medeniyet değerlerimiz ve bu çağın doğru bilgileri esas alınarak çıkarılacaktır. Onu da inşallah İSTANBUL MEDENİYETİ PROJESİ’NDE bulacağız.
Rabbim yar yardımcımız olsun.



Bu yazı 70 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR
Henüz anket oluşturulmamış.
YUKARI