Kurtuluş savaşının ardından çizilen bugünkü sınırlarımıza “Misak-ı Milli” sınırları deniliyor bilindiği gibi. Zaman zaman çok sıkı şekilde savunduğumuz, sıkı sıkıya sahiplendiğimiz bu sınırlar aslında bizim tarafımızdan belirlenmiş sınırlar olmayıp, gerçekte bütün topraklarımızı almaya niyetli düşmanların bir bakıma lütfen bizim için belirledikleri çizgiler. Bu sınırları bile bize çok görüyorlardı. Kısacası, asgari anlamdaki bu sınırları o gün için kabul etmek zorunda kaldık ama, Sezai Karakoç’un dediği gibi, bir gün güçlendiğimizde, bu sınırları bir sorun haline getirme hakkımız her zaman için mahfuzdur. Irak ve Suriye sınırlarımız da, Iraklı ve Suriyelilerin isyanıyla çizilmiş sınırlar değil. Daha doğrusu zaten böyle bir devlet talebi de yoktu. Bunlar İngiliz ve Fransızların silah zoruyla çizdikleri sınırlar oldu.
Sezai Karakoç diyor ki: “Dikkat ederseniz, o hudutlarda bulanık çizgiler de kaldı. Mesela biz Musul ve Kerkük’ü istiyorduk. Halbuki Batılılar, buna asla razı değillerdi. Musul ve Kerkük verilmedi bize. Şimdi bakıyoruz, bu kadar yıl sonra bizi bu sınırlardan zorluyorlar. Düşmanlarımız bizi Musul ve Kerkük sınırlarımızdan zorluyorlar. Demek ki Musul ve Kerkük’ü o zaman vermemiş olsaydık, şimdi Güneydoğu sınırımız kolay kolay zorlanmayacaktı”.
Sezai Karakoç bunları 1992’de söylüyordu. Aradan geçen 23 yıl, bu sözlerin ne kadar isabetli olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Bugün Irak ve Suriye sınırı, tamamen Batılıların (Amerika da elbette Batı’ya dahil) gözetiminde ve tasarrufunda bulunuyor.
Bu sınırların yapaylığı “önce tabii şartlara uygun sınırlar” olmadığından belli. “Yani coğrafyaya karşı bir sınırlamadır bu sınırlar. Çünkü, bu sınırlar, dağların bittiği yerde, birden ovaları kesip aşağıya taşıyorlar. Güneydoğuda kalan ovalar bölümünü de şimdi koparmak istiyorlar.
Halbuki coğrafyada bir bütünlük ilkesi vardır. Yani sınırların tabii olması gereklidir. Bir ülkenin emniyeti için, en azından sınırların belli büyük engellerle çevrili olması lazımdır. Bu tabii, klasik coğrafya ilkesi. Bugün, o sınırlar da yetmemektedir. Her şeyden önce mesela, diyelim Dicle ve Fırat, bu iki nehir yöresi de en azından, denize döküldüğü yere kadar uzamalıydı. Sınırlarımız oraya kadar uzamalıydı. (...) Demek ki, mevcut ülkemiz dediğimiz zaman, bugün, sınırlar içinde kalan coğrafya, bir kere bizim için sun’i bölünme göstermiş bir coğrafyadır. Yani, yalnız coğrafya açısından hareket etsek bile, bizim bu sınırlarla bir yere varamayacağımızı, uzun boylu gidemeyeceğimizi söyleyebiliriz.” (Çıkış Yolu I: 69-70).
İşte şimdi Batılı ve Kuzeyli devletler bizi bu coğrafi sınırlardan zorluyorlar. Bunun yanında tarih de bizi aynı noktaya doğru zorlamakta. “Çünkü: ülkemiz, bugünkü ülkemizden ibaret değildir. Çok daha geniştir. O geniş ülkede yaşayan bir millet vardır. Bu millet, bir medeniyetin, ırk unsuruna, tabii, reel bir gerçeklik olarak bakılır; ancak ırk esasına dayanılmaz. Bu medeniyette ırklar, renkler, diller, hepsi yanyana, kardeşçe yaşarlar ve bir toplum oluştururlar. Bu toplum bir millet demektir”.
Dün Araplar, Türkler, Kürtler ve Çerkezler vs. ile bizim milletimizin elinde olan bu topraklar, şimdi Batılıların tasarrufu altında. Ortada ne Irak kaldı, ne de Suriye. Giderek de daha fazla karıştırılıyor ve bizim için de büyük bir tehlike haline getiriliyor. Tarih ve coğrafyaya ihanet edilerek.
Belki de asıl hedef biziz. Ortada devlet görünümlü tek ülke biziz çünkü. Bizi de dağıtır, gücümüzü kuvvetimizi yok ederlerse, bu toprakların ta 1071 öncesine çevirmeleri kolaylaşır çünkü.
Sezai Karakoç’un “Ya Diriliş, ya ölüm” dediği şey işte budur.


Antalya Diplomasi Forumu'na 150'den fazla ülkeden ka..
İslam İşbirliği Teşkilatı genelgesi Resmi Gazete'de..
DR.MUHAMMED ERSİN TOY: Yapay Zekâ Çağında Türkiye'yi Düş..
Senegal'de Ramazan Bayramı namazı "beyazlar içinde&..
SEZAİ KARAKOÇ: Son Şans
'Avrupa'dan bakan biri Türkiye'yi okuyamaz':..
PROF.DR. BURHANETTİN DURAN: Türkiye'nin stratejik iletiş..
Türk Kahvesi - Dr. Mehmet Genç
NİZAMETTİN YILDIZ - SOHBET
İSLAM SİYASET DÜŞÜNCESİNDE İBN'ÜL MUKAFFA - YÜKSEL KANAR
İSLAM SİYASET DÜŞÜNCESİNDE HZ. ALİ - YÜKSEL KANAR
MUSTAFA YÜREKLİ - ADINI SÖYLEYEMEDİĞİM ÇİÇEK
Görmez'in İran'daki Vahdet Konuşması
Görmez'in Sultanahmet Hutbesi
15 TEMMUZ DARBE GİRİŞİMİNDE HALKIN DEVLETE SAHİP ÇIKIŞI
SEZAİ KARAKOÇUN KİTAPLARI
ÖMER NASUHİ BİLMEN' 27 MAYIS CUNTASINA EYVALLAH ETMEDİ
MEHMET AKİF'İN VEFATINDAN ÖNCEKİ SON FOTOĞRAFLARI
Ayetler
2015'de Aramızdan Ayrılanlar
NECİP FAZIL KISAKÜREK FİLM AFİŞLERİ 