GİRİŞ:
Aslında iki sene önce: “Sabıkalı İsrail Terörü” diye bir yazı 1 yazmış ve
Yahudilerin özelliklerini izaha çalışmıştım. Ancak İsrail’in peşine takılan Amerika,
İsrail’le birlikte, İran’a saldırınca, yeni duruma göre tekrar yazmak istedim.
A- Mevcut durum:
2026’nın başında Venezüella devlet başkanı Maduro’yu eşiyle birlikte evinden alıp
Amerika’ya götürerek teşhir ettiren Trump, kendini Venezüella’nın başkan vekili ilan etti ve istediğini işbaşına getirdi. Diyelim ki, Venezüella, Güney Amerika’da, ABD’ye yakın.
Ama Amerika nere, İran nere? Amerika-İsrail, ani bir baskınla İran’ın dini lideri Ali Hameney’i ve bazı üst düzey yöneticileri ile okulu bombalayıp 175 masum çocuğu katletti. Trump, “Dini lideri ben tayin ederim, benim istediğimi getirmezseniz sonu felaket olur.” gibi sözler sarf etti.
78 yıldan beri 400 bin kadar insanı katleden İsrail, 4 bini çocuk olmak üzere 12 bin Filistinli esirin idamını da kabul etmiş. Artık iş çığırından çıktı.
57 İslam ülkesinin yönetici kadrolarını (büyük ölçüde) istedikleri gibi hallettiler. Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da toplanan 12 İslam ülkesi, bütün bunlara rağmen İran’ı suçladı. Çok Yazık! Hâlbuki yoktan yere saldıran Amerika ve İsrail, İran ise savunmada.
Hatta onlar insanları öldürmek için bomba atarken; İran, kimse ölmesin diye çalışanları uyardıktan sonra tesisleri bombaladı. Aradaki fark bu.
2 milyarlık İslâm âlemi, bu zalim ABD ve İsrail’in mallarını boykot etseydi, çok şey
değişirdi. Onu bile beceremediler. Yöneticiler onların güdümünde olsa da halk bizim kardeşlerimizdir. Biz her zaman mazlumun ve haklının yanında, zalimin ve haksızın karşısında olduk, olmaya da devam etmeliyiz. Bize bu yakışır. Çünkü “herkes, kendisine
yakışanı yapar.” 2
a) Biz İran’ın yanındayız:
Elbette ki biz komşumuz İran’ın yanındayız ve onu desteklemeliyiz. Aksini düşünmek çok yanlış olur. Çünkü:
1-İran haklıdır. Zira savaşı başlatan Amerika ve İsrail’dir. Gayeleri, Siyonizm’in hedefi olan Büyük Ortadoğu projesi ile “Arz-ı Mev’ûd” yani vaat edilmiş toprakları ele geçirmek; petrole sahip olmak ve Çin’in güçlenmesini önlemektir. Bunu, tahrif ettikleri Tevrat’a dayandırmaktadırlar.
2- Siyonizm ve temeli:
Bilindiği gibi Theodor Herzl’in önderliğinde 29 Ağustos 1897’de Basel’de toplanan ilk Dünya Siyonist Kongresi ile Dünya Siyonist Teşkilâtı kurulmuştur. 3
Siyonizm, arz-ı mevʿûd idealinin gerçekleşmesi arzusudur. 4
Arz-ı mevʿûd/vaad edilmiş topraklar ideali, Kitâb-ı Mukaddes kaynaklı bir kavramdır. 5
Yahudiler bu ideallerini gerçekleştirmek için (önce) Müslümanlarla doğrudan savaşmak yerine onları zayıflatma ve kaleyi içten fethetme planını uygulamak için perde arkasına gizlenmişlerdir.
Bu stratejinin temelleri, İngiliz siyasetçi William Ewvart Gladstone’un (1809-1898)
fikirlerine dayanır. Gladstone’un bir bildirisi şöyledir: 6
“Bu Kur’an, Müslümanların ellerinde kaldıkça onlara hükmedemeyiz; biz Kur’an’ı
Müslümanlardan uzaklaştırmak veya onları Kur’an’a yabancılaştırmak için elimizden gelen her şeyi yapmalıyız.” 7
Burası dinî tarafı ve çok önemli. Onun için Hindistan’da sözde “Kur’ancılar” diye bir akım geliştirdiler. Görünüşte ismi güzel geliyor; fakat asıl amacı Kur’an-ı Kerim’i ortadan kaldırmak. “Kur’an bize yeter, sünnete/hadise ve peygambere ne gerek var.” diyerek önce şüpheli göstermeye çalıştıkları sünneti/hadisi şerifleri yok saydıktan sonra sıra Kur’an-ı Kerim’e gelecek.
Asıl konuya dönersek, İsrail’in kurulduğu 1948’den itibaren yapılan savaşlar, Arap baharı, devrilen, öldürülen liderler ve yönetimi ele geçirilen ülkelerin temelinde bu yatar.
Bu plan, Osmanlının yıkılışıyla birlikte kurgulanan ve uygulanan projedir. Başta İngilizler olmak üzere Vehhâbî mezhebi temeli üzerine Suudi Arabistan’ı kurdurdular ve körfezde/bölgede çok sayıda küçücük devletler meydana getirdiler. Çünkü bölüp parçalayarak yutmak, çok daha kolaydır.
Onun için yüz yıllarca Osmanlı idaresinde kalan topraklar üzerinde 64 tane devlet 8 meydana getirdiler ve birbirine düşman ettiler.
Bunlara asla güvenilmez. Ne derlerse tam tersini yaparlar ve ne yaparlarsa tam tersini söylerler. Barış derler savaş çıkarırlar, demokrasi derler, demokrasiyi yok ederler. Örnekleri ortada.
3- İran bir İslâm ülkesidir. Buradan dünya çapında çok büyük müctehidler, müfessirler ve İslâm âlimleri yetişmiştir. Başta peygamberimizin övgüsüne mazhar olan Selmân-ı Fârisî (ra) ve İmam Azam ile Râgıb Isfahânî, (büyük mutasavvıflar) Abdulkadir Geylânî, Yusuf
Hemedânî, Bâyezid-i Bistâmî, Ebûl-Hasan Harakânî, Molla Câmî, Horasan erenleri, el- Mukaffa vb. Sonradan ortaya çıkan mezhep farkı olabilir, geçmişte karşı karşıya da gelmiş olabiliriz. Keşke olmasaydı! Ama şimdi onların zamanı değil. Zira her şey ve herkes istediğimiz gibi olmaz. Önemli olan asgarî müştereklerde birleşmektir. Çünkü esas düşman bellidir ve onu durduran şimdiye kadar çıkmamıştır. Bunlara birilerinin haddini mutlaka bildirmesi lazımdır. İyi ki, İran var. Acaba başından itibaren İran ile Türkiye güç birliği yapsaydı, bunlar olur muydu? Güç caydırıcıdır.
4- İran bir Selçuklu ve Türk coğrafyasıdır. Horasan bu bölgededir ve İran’da Farslardan sonra en büyük nüfusa sahip olan (yarıya yakını) Türklerdir.
5- İran önümüzde önemli bir set gibi durmaktadır. İran’dan sonra sıranın Türkiye’ye geleceği açıktır. Bunu hem bizim yöneticiler ve hem de bu ülkelerin yöneticileri söylemektedir. Çünkü “Arz-ı Mev’ûd” Dicle ile Fırat arası ve havalisi topraklardır. Bunu anlamamak için ya çok saf, ya da ahmak olmak lazım.
6- Düşmanımın düşmanı dostumdur. Matematik asla yalan söylemez. Matematik-cebirde şöyle bir kural vardır:
Aynı işaretlerin çarpımı her zaman pozitif (+), zıt işaretlerin çarpımı ise her zaman negatif
(-) sonuç verir. Buna göre;
I-Artı ile artının çarpımı artı,
II-Eksi ile eksinin çarpımı artı,
III-Artı ile eksinin çarpımı eksi,
IV- Eksi ile artının çarpımı eksidir.
Artıyı dost, eksiyi düşman kabul edersek, şöyle olur:
Dostumun dostu dostumdur, düşmanımın düşmanı dostumdur, dostumun düşmanı
düşmanımdır ve düşmanımın dostu düşmanımdır.
Bu kurala göre de, İran’ın yanında olmamız gerekir. Elbette ki savaşa girelim demiyoruz.
Savaş istenmez ama mecbur kalınırsa da kaçınılmaz olur. Türkiye’nin temel politikası, devletimizin kururcusu Gazi M. Kemal Atatürk tarafından: “Yurtta sulh, cihanda sulh” olarak belirlenmiştir. Bu temel prensip de, yine komşumuz İran’ın yanında olmamız gerektiğini gösterir. En azından dualarımız İranlı kardeşlerimizle.
7- İran’ı tebrik etmek lazım. Elbette İran’ın daha tedbirli ve hazırlıklı olması
gerekirdi/beklenirdi. Fakat bu fetret devrinde ancak bu kadar yapabildiler ve İsrail’e büyük zarar verdiler, ABD üstlerini bombaladılar, uçaklarını düşürdüler; en azından çetin ceviz olduklarını gösterdiler. Bizde Çanakkale, İran’da Hürmüz boğazı, ne kadar benziyor.
Baştan iki-üç günde, rejim değişikliği yaparak İran’ın işini bitireceğini söyleyen Trump, sonunda neredeyse kendini bitirerek: “Ben petrole sahip olurum ama halkım bana eve dön diyor” şeklinde mazeret üretmek zorunda kaldı. Hepsinden önemlisi, (bir İranlının ifadesiyle) “Çökmekte olan iki yapı arasında kalan” İranlılar, içerde boğuştukları birçok soruna rağmen, bu zalimlere karşı birlik ve beraberlik içinde sonuna kadar mücadele azmi konusunda kararlı olduklarını gösterdiler. Trump’ın “köprüleri havaya uçuracağım” demesine rağmen kadın-erkek, çocuk-yaşlı, köprülerin üzerinde el ele tutuşarak sabaha kadar beklediler. Çünkü
Irak, Libya, Suriye, Afganistan, hatta Mısır’da bunların müdahalesinin kötü sonuçlarını gördüler. Amerika ve İsrail’in dostu olan İslâm ülkelerine örnek olur inşaallah.
B- Vahiyde durum:
a) Kur’an-ı Kerim haber veriyor:
Yüce kitabımız ve sevgili peygamberimiz bunları haber veriyor. Kur’an-ı Kerim’in bahsettiği konulardan birisi de geleceğe dair bilgilerdir.
Daha iyi anlaşılması için iki örnek verelim:
1-İstanbul’un fethi:
Kur’an-ı Kerim ve sevgili peygamberimiz, İstanbul’un fethini müjdelemiştir. İstanbul, çeşitli tarihlerde birçok milletin hücumuna uğramış; 17 defa gayri Müslimler, sevgili peygamberimizin müjdesine mazhar olabilmek için 5 defa Müslüman Araplar ve 7 defa da Müslüman Türkler tarafından olmak üzere 29 defa muhasara edilmiştir. 9
Merhum Molla Câmî, “Beldetün Tayyibetün” âyeti kerimesinin 10 Arapça harflerinden, Ebced hesabiyle İstanbul’un fethini 857 olarak çıkarmış ve bu büyük müjdeyi merhum Ak Şemseddin, talebesi Fatih Sultan Mehmed’e bildirmişti. Hicrî 857, milâdî 1453’e tekabül eder. 11
Başka âyeti kerimeler de var. 12 Bu konuyu 2022’de Türkay dergisinde yazdığım içingeçiyoruz. 13 Kutlu olsun.
2- İsrail/Yahudiler fitne-fesat çıkaracaklar.
Elbette Müslümanların bugünkü durumuna fevkalade üzülüyoruz. Ama asla moralimizi bozmayalım ve ümidimizi yitirmeyelim. Çünkü inşaallah sonu iyi olacaktır.
Giriş bölümünde bahsettiğim yazımda Yahudilerin İngiltere, İspanya, Portekiz, Almanya, İtalya, Hollanda ve Rusya’dan nasıl kovulduklarını ve Osmanlının onlara nasıl sahip çıktığını; Yahudilerin özelliklerini âyeti kerimelere dayanarak 26 maddede izah etmiştim. 14
O yazımızın 9. maddesi şöyle idi: “Onların fitne-fesat çıkarmaları.”
Kur’an-ı Kerim bu hususu şöyle haber veriyor: “Onlar yeryüzünde fitne/fesat çıkarmaya koşarlar; Allah ise bozguncuları sevmez.” 15
Onların fesatlarının altında yatan şey, bütün beşeriyete duydukları kin ve şahsî menfaatleri doğrultusunda hareket etmeleridir. İsraillilerin yeryüzünde fitne-fesat çıkaracağı, Kur'an-ı Kerim'de İsrâ sûresinin 1. sayfasında 16 şöyle anlatılıyor:
"Biz İsrailoğullarına Kitap'ta şu hükmü verdik: "Muhakkak siz yeryüzünde iki defa fesat çıkaracaksınız ve çok kibirlenip böbürleneceksiniz.";17
Çıkıyor mu? Evet. Doğru mu? Doğru. Kibirleniyorlar mı? Evet.
"Birincisinin vakti gelince, üzerinize güçlü-kuvvetli kullarımızı gönderdik. Onlar evlerin aralarına girip araştıracaklar ve bu gerçekleşmiş bir vaad oldu."18 Burada "Kitap"dan maksadın (gerçek) Tevrat veya Levh-i Mahfuz olduğu ifade edilir. Yani
"İsrailoğullarının yeryüzünde iki defa fesat çıkaracağı Levh-i Mahfuz’da yazılıdır; bu, bizce malumdur."; Sabıkalı oldukları için fesatları çok!
Müfessirler bu âyetleri kendi devirlerine göre yorumladılar.
İlk Fesat, peygamber Zekeriyya ve Eş'ıya’yı öldürmeleri veya Armiya’yı (as)
hapsetmeleridir. 19
İkinci fesat ise, peygamber Yahya (as)’i öldürmeleri, Roma yöneticileriyle işbirliği yaparak İsa (as)’ı öldürmeye kalkışmalarıdır. Bu nedenlerle de lanetlenmişlerdir. 20
Âyeti kerimede geçen "güçlü-kuvvetli kullarımızı gönderdik"; cümlesindeki "gönderdik" kelimesi, kesin olacağı için, "öndeririz" şeklinde de düşünülebilir. Mazi sığası ile gelmesi, illa da geçmişe ait olduğu anlamına gelmez. Hem geçmişi hatırlatır ve hem de geleceğe işaret eder. Asıl önemli olan geleceği haber vermesidir.
Diğer âyeti kerimeler: "Sonra onlara karşı size (İsrailoğullarına) tekrar üstünlük verdik, servet ve oğullarla gücünüzü artırdık, sayınızı da çoğalttık. Eğer iyilik ederseniz, kendinize; kötülük ederseniz, yine kendinize edersiniz. Artık son vaadin vakti geldiğinde, düşmanlarınız onurunuzu çiğnesinler, daha önce girdikleri gibi yine mescide girsinler ve ellerine geçirdikleri her şeyi tahrip etsinler (diye onları başınıza musallat kıldık). Umulur ki Rabbiniz size acır; ama eğer fesatçılığa dönerseniz, biz de cezayı tekrarlarız. Biz cehennemi kâfirler için ebedi bir azap yeri yaptık."; 21
Buradaki “mescid”den maksat, Mescidi Aksâ’mıdır, yoksa mescid bir sembol müdür; ikisi de olabilir. Bunlarla ilgili daha başka olaylardan da bahsedilir. 22 Burada kesin olan şudur ki, bunlar yeryüzünde fitne-fesat çıkardılar, çıkarıyorlar ve çıkaracaklar. 23
b) Hadisi şeriflerde İsrail’in sonu:
Geleceğe dair haber ve bilgiler, Kur’an-ı Kerim’de olduğu gibi, hadisi şeriflerde de vardır.
Evet, “gaybı ancak Allah bilir.” Bu, âyeti kerime meâlidir. 24
Bilen de bilmeyen de, önüne gelen dinî konularda ahkâm kesiyor ve buna dayanarak “peygamber gaybı bilmez.” diyenler var. Oysa Allah’ın (cc) gaybe dair bilgilendirdiği peygamberler de bilir. Bu da âyeti kerime ile sabittir. 25
Çünkü Hz. Allah (cc) peygamberlerine geleceğe dair bilgiler vahyetmiştir. Âyeti kerimelerde çok sayıda örneği vardır. (Ayrı bir konu olduğu için geçiyoruz.) Sevgili peygamberimiz, başta kıyamet alametleri olmak üzere âhir zamanda meydana gelecek hâdiseler hakkında ashabına bilgi vermiştir. Bu bilgiler de vahye dayanır, âyeti kerime şöyle:
“O (peygamberimiz), hevâdan (kendi arzularına göre) konuşmaz; o (onun konuşması), kendisine vahyedilenden başka bir şey değildir.” 26
İnkâr eden eder. İstanbul’un fethini de inkâr edenler vardı, şimdi bile var. Ne yazar!
Yalnız bunları anlamak oldukça zordur. Çünkü çoğu sembolik temsillerden meydana gelir. 27
Aşağıda gelecek.
1-Müslim’de geçen hadisi şerifler:
İsrail’in sonuyla ilgili Müslim’de geçen, “Müslümanlarla Yahudiler arasında çıkacak
savaşa” dair hadisi şerif şöyle:
“Müslümanlarla Yahudiler savaşmadıkça kıyamet kopmayacaktır. O savaşta
Müslümanlar (galip gelerek) Yahudileri öldürecekler. Ancak (bazı) Yahudiler, taşın ve ağacın arkasına saklanacaklar. Bu durumda taş veya ağaç; ‘Ey Müslüman, Ey Allah’ın kulu, şu arkamdaki Yahudi’dir, gel de onu öldür!’ diye haber verecektir. Ancak ġarḳad ağacı müstesna, çünkü o, Yahudi ağacındandır.” 28
Müslim’de aynı manaya gelen iki metin daha vardır. 29 Sahih olduğunda hiç şüphe yoktur.
Hadisi şerifin isnadında yer alan rivayet zinciri ve rivayeti nakleden muhaddisler, tablo halinde gösterilmektedir. 30 Müslim’de geçen ġarḳad hadisi şerifinin benzer rivayetleri diğer hadis kaynaklarında da vardır.
2- Buhârî’deki hadisi şerifler:
Ġarḳad hadisi, Müslim’de rivayet edildiği metniyle Buhârî’de aynen geçmese de aynı manayı ifade eden üç farklı metin vardır. Buhârî’deki 1. metin şöyle:
“Sizler, Yahudilerle savaşmadıkça kıyamet kopmaz. (Savaş esnasında) arkasında Yahudi saklanan taş der ki: “Ey Müslüman, şu arkamdaki Yahudi’dir, gel de onu öldür! 31
Buhârî’de geçen diğer iki metin de aynı anlama gelmektedir. 32
3- İbni Mâce’deki hadisi şerif:
Yukarıdaki ortak metnin dışında ġarḳad anlatımı, İbni Mâce’nin Sünen’inde, İsa (as)’dan da bahseden başka bir hadisi şerifte de geçmektedir. 33
c) Hadisi şeriflerin izahı:
Bu savaşta Yahudilerin taş ve ağaçların arkasına saklanacağı, onların dile gelerek arkasındaki Yahudi’yi haber vereceği; fakat ġarḳad ismindeki ağacın onları haber vermeyeceği anlatılıyor.
Edebiyat/belâgatte, maksadı ifade etmenin üç temel yolu vardır. Bunlar hakikat, mecaz ve kinayedir. Hakikat sözün gerçek anlamı, mecaz bir ilgi sebebiyle gerçek anlamı dışında kullanımı, kinaye ise hem gerçek hem de mecazî anlama gelebilen, dolayısı ile mecazî anlamı kastedilen üstü kapalı anlatımdır. 34
Kur’an-ı Kerim, muhkem 35 ve müteşâbih 36 âyetlerin olduğunu bildiriyor. 37
Hadisi şerifler de böyledir.
Yine müşterek ve müevvel (tevil edilen, gerçek anlamından başka anlam verilen, başka türlü yorumlanan) 38 hadisler vardır. Lâfızlar, delâlet ettikleri manaya zâhir (açık), âmm (umumi), hâss (hususi), müfesser, muhkem; kapalı tarzda delâletlerinde ise hafî (gizli), müşkil (hal ve çözümü zor), 39 mücmel (kısaltılmış, kısa ve az sözle ifade olunmuş), 40 müteşâbih diye kısımlara ayrılırlar. 41
Bunlar bilinmeden anlaşılmaz.
Buhârî şârihi ünlü Türk Hanefî fakihi, tarihçi, hadis ve dil âlimi Bedreddin Aynî
(855/1451): “Hz. Peygamber'in sözlerinin Arapça olduğunu, hakikat, mecaz, kinaye, sarih, âmm, hass, mutlak, mukayyed, mahzûf, muzmar, mantûk, mefhum, iktiza, işaret, ibare, delalet, tenbih ve îmâ gibi çeşitli yönleriyle Arap kelâmının özelliklerini taşıdığını;
Arapçanın bu özelliklerini bilmeyenlerin hadis metnini anlamaktan uzak olduğunu”
belirtmektedir. 42
Ne kadar güzel izah etmiş. İnkâr edenler, muhtemelen bunun için, anlamayınca, işin içinden çıkamayınca, inkâr ediyorlar.
Fakat peygamberimizin geleceğe dair verdiği her bilgi doğrudur; zamanı gelenler çıkmış ve diğerleri de zamanı gelince çıkacaktır. Bunda hiç şüphe yoktur.
Yıllar önce gazetecilerin, İsrail’in o günkü başbakanı Şimon Perez’e “Kur’an-ı Kerim, sizin devletinizin yıkılacağın haber veriyor.” diye hatırlattıklarında; Perez inkâr etmemiş ve şu cevabı vermişti: “Kur’an’ın bahsettiği Müslümanlar gelsin, düşünürüz.” 43
1-Mecazî mana:
Günümüz teknolojisi ve savaş stratejisi açısından değerlendirildiğinde hadisin zâhirî anlamının değil de mecazî mananın kastedilmesi daha uygun gözüküyor. Şöyle ki:
Günümüzde savaşlar, savaş uçakları, insansız hava araçları, uzay teknolojisi, ısıya duyarlı kameralar ve hassas dürbünler kullanılarak yapılıyor. Böyle bir zamanda ormanlık arazilerin yoğun olmadığı Ortadoğu gibi ülkelerde ağaç ve taşın arkasına saklanma ve bu araçların bulunduğu bir ortamda ağacın ya da taşın, kişiyi koruması nasıl olur, olabilir mi? 44
Ağaç ve taşın, “arkamda Yahudi var, gel onu öldür” diye konuşması, bazılarına tuhaf gelebilir. Gerçi Bedreddin Aynî ve bazı şârihlerin ifadesiyle yüce yaratan isterse ağacı ve taşı da konuşturur 45 ama mecazî olması akla daha uygun. Yine ağaç ve taşın sesini sadece Müslümanlar duyacaksa, fayda sağlayabilir; eğer bu sesi Yahudi de duyacaksa, fayda sağlamaz, çünkü tedbir alırlar. Ayrıca açıklanan “Yahudilerin ağaç ve taşın arkasına saklanacakları” bilgisine Müslümanlar sahip olduklarına göre, Yahudilerin artık ağacın arkasına saklanmalarının bir faydası olmaz. 46
Bunlar gösteriyor ki, burada hakiki mana değil, mecazî mana vardır. Bu bir eksiklik değil, aksine edebî bir sanattır. Âyeti kerime ve hadisi şeriflerde yer alan lafızların ilgi ve karineye bağlı olarak gerçek anlamı dışında kullanılmasına belâgat ilminde mecaz denir. Asıl manasından alınıp başka bir manaya nakledilen lafızlar, hem Kur’an-ı Kerim’de ve hem de hadisi şeriflerde sıkça görülür. Peygamberimizin kıyamet kopmadan önce gerçekleşecek hâdiselere ilişkin verdiği bilgilerin çoğu da bu mecazî anlamlar yoluyla anlaşılır.
Hadisi şeriflerde yer alan anlatımlarda hem hakiki hem de mecazî manaların veya ikisinin birden murad edilmiş olması mümkündür. Dilde esas olan hakiki mana olsa da dilin gelişim düzeyine ve anlatılan konunun içeriğine göre hakiki anlamının kastedilmesine engel olan karine, alâka ve aklî çıkarım gibi hususlar, mecazî manaya gitmeyi gerektirir. 47 Mecaz mana, naslardaki kapalılığı ortadan kaldırma yöntemlerinden birisidir. 48
2- İsrail, İngiliz ve Amerika:
Bu sebeple ġarḳad hadisinin mecâzî anlamlarının göz önünde bulundurularak yorumlanması daha uygun olur. 49
Hadisi şeriflerde ġarḳad ağacı önemli bir yer tutar ve kilit rol oynar. 50
Bu ilişkiler ve bağlantılar çerçevesinde ağaç ve ġarḳad sembolü yorumlandığında dünyayı perde/ağaç arkasından yöneten sistemin Yahudileri; hacer/taşın İngiliz siyasetini, şecer/ağacın da Amerikan Yahudi siyasetini sembolize ettiği söylenebilir. 51 Allah (cc) bilir ama şöyle de olabilir. Âhir zamanda Yahudilerin fesadı ve tahribatı o kadar fazla olacak, şımarıklık ve isyanları o kadar artacak ki, Hıristiyanların Müslümanlarla beraber hareket etmelerine sebep olabilir. Zulümleri sebebiyle tüm dünyada Yahudilere karşı ciddi bir nefret oluşur ve herkes her türlü basın ve yayın organlarıyla Yahudileri haber vererek ortadan kaldırmaya çalışabilir.
Hz. Allah (cc) “mukallibu’l-kulûb” yani kalpleri çevirendir. Yeter ki biz, biz olalım ve O’nun yardımına layık olalım. O, isterse her şeyi tersine çevirebilir. Sanki oraya doğru gidiyor.
Ancak Yahudileri saldırganlıklarında tasvip eden, onlara destek veren, onları koruyan, hatta onlar adına savaşanlar olacağı da anlaşılıyor ve gerçekleşiyor. İstikbali çok net gören Peygamberimiz, bunları “ġarḳad ağacı” olarak tasvir ve teşbih ediyor. Son duruma göre, “ġarḳad ağacı” Trump olamaz mı? Her şey çok açık söylenmeyebilir.
SONUÇ:
Kur’an-ı Kerim’in ve peygamberimizin mucizeleri tecelli ediyor. Muhakkak
bunların da sonu gelecek. Eden bulur. Kimsenin yaptığı yanında kalmaz. Yukarıdaki âyeti kerime ve hadisi şerifler de buna işaret eder. İnşaallah bu son fesatları olur, kibirlerini yerle bir edecek güçlü insanlar gelir de akıttıkları kanda boğulurlar! Zaten bunlara haddi bildirilmeden dünyaya huzur da gelmez.
Bahsi geçen hadisi şeriflerin râvilerinin tamamı, hadis otoriteleri tarafından güvenilir olarak değerlendirilmiştir. 52 Araştırmacılar, hadisi şeriflerin sahih olduğunu tespit etmişlerdir. 53
Tereddüt edilecek bir durum yoktur. Çünkü bu durum, çok ince elekten geçirilen hadis kurallarına uygun olduğu gibi İsrâ sûresinin 1. sayfasında geçen âyeti kerimelere de uygundur. 54
Elbette ki bunlara dayanarak Müslümanların “nasıl olsa bir gün savaşta Yahudilere galip geleceğiz.” anlayışıyla tembel tembel oturarak beklentiye girmeleri, asla doğru değildir. Zaten tembellikleri sebebiyle bu hallere düştüler. Aksine bu müjdeye mazhar olabilmek için daha çok çalışmak gerekir. Zira yüce kitabımız, “Müslümanlara, her zaman düşmana karşı, onlara misliyle mukabele etmeleri ve güçleri yettiği kadar kuvvet ve savaş aletleri (füze, bomba vs.) hazırlamalarını” emretmektedir. 55
Asıl düşman bellidir. Bu son savaş, mecburi istikameti çok net göstermektedir. O da; İslam ülkelerinin fer’î meselelerdeki ayrılık ve farklılıkları bir kenara bırakıp güç birliği yapmalarıdır. Bu son savaşın, böyle bir sonucun gelişmesine sebep olarak fırsata dönüşmesi en hâlis dileğimizdir.
Dipnotlar
1 Bkz. Tekin, İlyas, Sabıkalı İsrail Terörü, Türkay Dergi, 2024/Aralık, sayı: 88, s: 51-60.
2 İsrâ sûresi /17, âyet: 84.
3 M. Lütfullah Karaman, Siyonizm, İslâm Ansiklopedisi, TDV, İstanbul 2009, c: 37, s: 329.
4 Küçük, Abdurrahman, Arz-ı Mevʿûd, İslâm Ansiklopedisi, TDV, İstanbul 1991, c: 3, s: 444.
5 Karaman, M. Lütfullah, Siyonizm, İslâm Ansiklopedisi, TDV, İstanbul 2009, c: 37, s: 332.
6 “We cannot rule over the Muslim as long as this Quran remains in their hands; we must do
everything possible to remove the Quran away from Muslims, or alienate them against the
Quran.”
7 Yıldızeli, Fahriye Begüm, “A Comparative Analysis On Sultan Abdülhamid II and William E.
Gladstone”, Tarih Okulu Dergisi (TOD) sayı: 37 (2018), s: 323.
8 Osmanlı imparatorluğu topraklarında kurulan ülkeler ve Osmanlı İdaresi Altında Kaldıkları
Süreler.
9 Bilmen, Ömer Nasuhi, Süre-i Feth Tefsiri ve İstanbul’un Tarihçesi, İstanbul 1972, s: 260-261.
10 Sebe süresi /34; âyet: 15.
11 Yazır, Hamdi, Hak Dini Kur'an Dili, İstanbul 1971, c: 6, s: 3956; Bilmen, Ömer Nasuhi, Süre-i
Feth Tefsîri, İstanbul 1972, s:278.
12 Rûm sûresi /30, âyet: 2-5.
13 Tekin, İlyas, İstanbul’un fethi ve Fatih, Türkay Dergi, 2022/Mayıs, sayı: 57, s: 13-18.
14 Bkz. Tekin, İlyas, Sabıkalı İsrail Terörü, Türkay Dergi, 2024/Aralık, sayı: 88, s: 51-60.
15 Mâide sûresi /5, âyet: 64; İsrâ sûresi /17, âyet: 4; Tâhâ sûresi /20, âyet: 94.
16 İsrâ sûresi /17, âyet: 4-8.
17 İsrâ süresi /17, âyet: 4.
18 İsrâ süresi /17, âyet: 5.
19 Râzî, Mefâtîhu’l-Gayb, Beyrut 1981-1401, c: 20, s: 155-160; Yazır, Hamdi, Hak Dini Kur’an
Dili, İstanbul 1971, 5, s: 3156-3164; Bilmen, Ömer Nasuhi, Kur’an-ı Kerim’in Türkçe Meâli
Âlisi ve Tefsiri, İstanbul tarihsiz, c: 4, s: 1850; Kur’an-ı Kerim ve Açıklamalı Meâli, TDV,
Ankara 2012, s: 281.
20 Bilmen, Ömer Nasuhi, Kur’an-ı Kerim’in Türkçe Meâli Âlisi ve Tefsiri, İstanbul tarihsiz, c: 4, s:
1850; Kur’an-ı Kerim ve Açıklamalı Meâli, TDV, Ankara 2012, s: 281; Tekin, İlyas, Sabıkalı
İsrail Terörü, Türkay Dergi, 2024/Aralık, sayı: 88, s: 51-60.
21 İsrâ süresi /17, âyet: 6, 7, 8.
22 Yazır, Hamdi, Hak Dini Kur’an Dili, İstanbul 1971, c: 5, s: 3156-3164.
23 Yazır, Hamdi, Hak Dini Kur’an Dili, İstanbul 1971, c: 5, s: 3162.
24 En’âm sûres /6, âyet: 59; Neml sûresi /27, âyet: 65; Cin sûresi /72, âyet: 26-27, 28.
25 Cin sûresi /72, âyet: 27.
26 Necm sûresi /53, âyet: 3-4.
27 Yavuz, Yusuf Şevki, Vahiy, İslam Ansiklopedisi, TDV, İstanbul 2012, c: 42, s: 441.
28 Müslim, Fiten, 82; Ahmed bin Hanbel, Müsned, 2/417; Wensinck, A.j, el-mu‘cemü’l-
müfehres li-elfâzi’l-hadîsi’n-nebevî (Concordance), Leiden 1943, c: 4, s: 482; Nevevî,
Sahihu Müslim bişerhin-nevevî, Mısır 1930-1349, c: 18, s: 144-145.
29 Müslim, Fiten, 80, 81; Nevevî, Sahihu Müslim bişerhin-nevevî, Mısır 1930-1349, c: 18, s:
144-145.
30 Bilgin, Recep, Ġarḳad Hadisinin Sened Yönünden Tenkidi ve Ġarḳadin Dilbilimsel Açıdan
Tahlili, Dergipark, Cilt: 11 Sayı: 22, 590 - 624, s: 596-597. Ayrıca Müslümanlarla Yahudiler
arasında çıkacak savaşla ilgili rivayetler hakkında detaylı bilgi için bkz. Süleyman Doğanay,
“Yahudilerle Savaş Hadisinin İsnad Açısından Tenkidi ve Değerlendirilmesi”, Bilimname 7/16
(2009/1), 59-90.
31 Buhârî, Cihâd, 94; Tirmizî, Fiten, 56; İbni Mâce, fiten, 33; Ahmed bin Hanbel, Müsned, 2/67,
122, 131, 135, 149, 417; Wensinck, A.j, el-mu‘cemü’l-müfehres li-elfâzi’l-hadîsi’n-nebevî
(Concordance), Leiden 1943, c: 5, s: 286; Aynî, Bedreddin, Umdtü’l-karî şerhu sahihi’l-
Buhârî, Beyrut 2001-1421, c: 14, s: 278-279.
32 Buhârî, Cihâd, 94, Menâkıb, 25. Aynî, Bedreddin, Umdtü’l-karî şerhu sahihi’l-Buhârî, Beyrut
2001-1421, c: 14, s: 278-279, c: 16, s: 185. Bkz. Bilgin, Recep, Ġarḳad Hadisinin Sened
Yönünden Tenkidi ve Ġarḳadin Dilbilimsel Açıdan Tahlili, Dergipark, Cilt: 11 Sayı: 22, 590 -
624, s: 604, 17.07.2022.
33 İbni Mâce, Fiten, 33; Wensinck, A.j, el-mu‘cemü’l-müfehres li-elfâzi’l-hadîsi’n-nebevî
(Concordance), Leiden 1943, c: 4, s: 482. Hadisin isnadı hakkında bkz. Bilgin, Recep, Ġarḳad
Hadisinin Sened Yönünden Tenkidi ve Ġarḳadin Dilbilimsel Açıdan Tahlili, Dergipark, c: 11
Sayı: 22, 590-624, s: 598-603.
34 Sâmi, Şemsettin, Kamûsi Türkî, Tercüman, İstanbul 1985, s: 462, 722, 840.
35 Muhkem: Dış etkilere karşı engellenmiş, korunmuş, güvenilir, sağlam, bozulmaz; manası
açık seçik anlaşılan ve tereddüde yol açmayan. Bkz. Sâmi, Şemsettin, Kamûsi Türkî,
Tercüman, İstanbul 1985, s: 903, 962.
36 Müteşabih: Aralarında birbirinden ayırt edilemeyecek ve zihin karıştıracak derecede
benzerlik bulunan; muhkemin zıddı, manası tam olarak anlaşılması mümkün olmayan,
birbirine benzeyen. Bkz.Sâmi, Şemsettin, Kamûsi Türkî, Tercüman, İstanbul 1985, s: 962.
37 Âli İmrân sûresi /3, âyet: 7; Hûd sûresi /11, âyet: 1; Zümer sûresi / 39, âyet: 23. Bkz. Suyûtî,
ed-Dürrü’l-mensûr fit-tefsîr bil-me’sûr, Kahire 1424-2003, c: 3, s: 287; Şevkânî, Fethü’l-
Kadîr, Beyrut 2007, s: 187; Taberî, Câmiul-beyân an te’vîli Âyi’l-Kur’an, Kahire tarihsiz, c: 5,
s: 578; İbni Kesîr, Tefsirul-Kur’anıl- Azîm, Rıyâd 1420-1999, c: 1, s: 700-701; Âlûsî, Rûhul-
Meânî, Beyrut tarihsiz, c: 3, s: 41-42; Isfahânî, Râğıb, el-Müfredat, Mısır 1324, s: 128; Kur’an
Yolu Meal ve Tefsiri, DİB, Ankara 2007, c: 1, s: 490; Kur’an-i Kerim ve Açıklamalı Meâli, TDV,
Ankara 2012, s: 49; Cerrahoğlu, İsmail, Tefsir Usûlü, Ankara 1983, s: 128-134; Sofuoğlu,
Mehmed, Tefsire Giriş, İstanbul 1981, s: 149- 164;
38 Sâmi, Şemsettin, Kamûsi Türkî, Tercüman, İstanbul 1985, s: 927.
39 Sâmi, Şemsettin, Kamûsi Türkî, Tercüman, İstanbul 1985, s: 953.
40 Sâmi, Şemsettin, Kamûsi Türkî, Tercüman, İstanbul 1985, s: 924.
41 Bkz. Tekin, İlyas, Peygamberin Dindeki Yeri, Türkay Dergi, 2024/Nisan, sayı: 80, s: 53-60.
42 Ayni, Bedreddin, Umdetü'l-Kârî Şerhu Sahihi'l-Buhârî, Beyrut 2001-1421, c: 1, s: 33.
43 Tercüman Gazetesi, Ergun Göze, 1986.
44 Bkz. Bilgin, Recep, Ġarḳad Hadisinin Sened Yönünden Tenkidi ve Ġarḳadin Dilbilimsel
Açıdan Tahlili, Dergipark, Cilt: 11 Sayı: 22, 590-624, s: 611.
45 Aynî, Bedreddin, Umdtü’l-kârî şerhu sahihi’l-Buhârî, Beyrut 2001-1421, c: 14, s: 278.
46 Bkz. Bilgin, Recep, Ġarḳad Hadisinin Sened Yönünden Tenkidi ve Ġarḳadin Dilbilimsel
Açıdan Tahlili, Dergipark, Cilt: 11 Sayı: 22, 590-624, s: 611.
47 İsmail Durmuş, “Mecaz”, Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi, TDV İstanbul 2003, c:
28, s: 217.
48 Bkz. Bilgin, Recep, Ġarḳad Hadisinin Sened Yönünden Tenkidi ve Ġarḳadin Dilbilimsel
Açıdan Tahlili, Dergipark, Cilt: 11 Sayı: 22, 590-624, s: 612.
49 Aynî, Bedreddin, Umdtü’l-kârî şerhu sahihi’l-Buhârî, Beyrut 2001-1421, c: 14, s: 278-279.
50 Bkz. Bilgin, Recep, Ġarḳad Hadisinin Sened Yönünden Tenkidi ve Ġarḳadin Dilbilimsel
Açıdan Tahlili, Dergipark, Cilt: 11 Sayı: 22, 590-624, s: 605.
51 Bkz. Bilgin, Recep, Ġarḳad Hadisinin Sened Yönünden Tenkidi ve Ġarḳadin Dilbilimsel
Açıdan Tahlili, Dergipark, c: 11, sayı: 22, 590 - 624, s: 612-618.
52 Bkz. Bilgin, Recep, Ġarḳad Hadisinin Sened Yönünden Tenkidi ve Ġarḳadin Dilbilimsel
Açıdan Tahlili, Dergipark, Cilt: 11 Sayı: 22, 590-624, s: 603.
53 Bkz. Bilgin, Recep, Ġarḳad Hadisinin Sened Yönünden Tenkidi ve Ġarḳadin Dilbilimsel


DİRİLİŞÇİ ŞAİR MOLLA CAMİ
İstanbul Üniversitesi'nde İslam Tarihinde Kanun ve Siyas..
Sulama kanalları GAP'ın verimli arazilerine hayat veriyo..
DR.MUHAMMED ERSİN TOY: Habercilik mi, Yoksa 5. Kol Faaliyeti..
Antalya Diplomasi Forumu'na 150'den fazla ülkeden ka..
İslam İşbirliği Teşkilatı genelgesi Resmi Gazete'de..
Türk Kahvesi - Dr. Mehmet Genç
NİZAMETTİN YILDIZ - SOHBET
İSLAM SİYASET DÜŞÜNCESİNDE İBN'ÜL MUKAFFA - YÜKSEL KANAR
İSLAM SİYASET DÜŞÜNCESİNDE HZ. ALİ - YÜKSEL KANAR
MUSTAFA YÜREKLİ - ADINI SÖYLEYEMEDİĞİM ÇİÇEK
Görmez'in İran'daki Vahdet Konuşması
Görmez'in Sultanahmet Hutbesi
15 TEMMUZ DARBE GİRİŞİMİNDE HALKIN DEVLETE SAHİP ÇIKIŞI
SEZAİ KARAKOÇUN KİTAPLARI
ÖMER NASUHİ BİLMEN' 27 MAYIS CUNTASINA EYVALLAH ETMEDİ
MEHMET AKİF'İN VEFATINDAN ÖNCEKİ SON FOTOĞRAFLARI
Ayetler
2015'de Aramızdan Ayrılanlar
NECİP FAZIL KISAKÜREK FİLM AFİŞLERİ 