Bir atasözünden* hareketle şiirde söz ile iş özdeşleştiği için “Şairin iyisi yazdığı şiirde belli olur!” diyebiliriz. Şairi gösteren şiiridir. Bir şairin iyi bir şair mi yoksa kötü mü olduğu yazdığı şiirden belli olur. “Okurun iyisi okuduğu şairden belli olur!” da denilebilir. Çünkü sevdiği şair, dönüp dönüp okuduğu şiir bir okurun gerçek değerini ortaya koyar.
Şiiri ciddi bir uğraş haline getiren hiç kuşkusuz yazanın da okuyanın da gerçek değerini gösterebilmesidir. Şiir, insanın içini açığa çıkarır, özünü ortaya koyar. Kısaca bir kişinin insanlığını nasıl gerçeğe götürüp belirliyorsak bir sözün şiir niteliğinde olup olmadığını da aynı şekilde gerçeğin yakın çevresinde görebiliriz.
Yunus Emre’nin şiirlerine bakınca iyi bir şair olduğunu görüyoruz. Yirmi birinci yüzyılın başında Yunus Emre’yi severek, şiirlerini tekrar tekrar zevkle okuyorsak, bu iyi okur olma durumudur. Peki bu mümkün müdür ya da böyle bir okuyucu var mıdır? Yunus Emre’yi sevmeyi ya da kitabını baş ucunda bulundurmayı zorlaştıran şey nedir? Soruyu açmak için yineleyebiliriz: Mehmet Akif’i, Necip Fazıl Kısakürek’i ve Sezai Karakoç’u sevmeyi ya da kitaplarını baş ucunda bulundurmayı zorlaştıran şey nedir? Yirmi birinci yüzyılın koşullarında şiir kitapları niçin Sezai Karakoç’u iyi şair yapıyor? Sezai Karakoç okuru olmak nasıl bir durumdur?
Bir sosyal sistemi medeniyet, bir yaşantıyı hayat, bir sözü de şiir diye niteleyebilmek için onun içinde sağlam bir dünya görüşünün parlaması, arka planında doğru bir varlık tasavvurunun olduğu kavranması ve adaletli bir düzen düşüncesinin savunulduğunun duyumsanması gerekir. Dünya hayatını tek üstün seçenek olarak sunan çağdaş kültür, sanat ve edebiyat ortamında Sezai Karakoç olmak ya da okuru olmak her şeyden önce hakikate taraf olmaktır. Sezai Karakoç’un şiirindeki hakikate ait işaretlere değer vermek, onlara duyarlı olmak elbette okurunun en belirgin niteliğidir. Yunus Emre’den Sezai Karakoç’a gelen çizgide, hakikate taraf olmak ve onu üstün tutma çabası vardır.
İslam topraklarını bir bütün olarak ve giderek İslam milletinin birliğini, medeniyetini, hâkimiyetini ve bağımsızlığını şiire konu etmeden toplumu anan, özendikleri Batı’nın rezilliklerini diline dolayanlar sadece hakikat karşıtı kötü şairlerdir. Kötü şairlerin tamamı, Batıcı, ellerinde hak etmedikleri şeyi bulunduran, hakikatten kopuk, uzak ve ona düşman, topluma yabancılaşmış, kötülüğün baskınlığından ve devamından rahatsız olmayan, sanatçı sorumluluğunu taşımayan kişilerdir.
* “Adamın iyisi, iş başında belli olur.” der bir atasözümüz. Ziya Paşa‘nın aynı anlama gelen deyimleşmiş “Âyinesi iştir kişinin lafa bakılmaz / Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde!" dizeleri vardır. İnsanı gösteren sözü değil, işidir. Bir insanın gerçek değeri; bilgili mi bilgisiz mi, becerikli mi beceriksiz mi, çalışkan mı tembel mi, korkak mı cesur mu, başarılı mı başarısız mı, iyi mi kötü mü olduğu yaptığı işlerle, çevresindekilere karşı takındığı tutumla ölçülür.


İstanbul Üniversitesi'nde İslam Tarihinde Kanun ve Siyas..
DİRİLİŞÇİ ŞAİR MOLLA CAMİ
Sulama kanalları GAP'ın verimli arazilerine hayat veriyo..
MUHAMMED ERSİN TOY: Camilerde Elektronik Bağış Sistemine Geç..
Türkiye’de Yabancı Dille Öğretim
Antalya Diplomasi Forumu'na 150'den fazla ülkeden ka..
İslam İşbirliği Teşkilatı genelgesi Resmi Gazete'de..
Türk Kahvesi - Dr. Mehmet Genç
NİZAMETTİN YILDIZ - SOHBET
İSLAM SİYASET DÜŞÜNCESİNDE İBN'ÜL MUKAFFA - YÜKSEL KANAR
İSLAM SİYASET DÜŞÜNCESİNDE HZ. ALİ - YÜKSEL KANAR
MUSTAFA YÜREKLİ - ADINI SÖYLEYEMEDİĞİM ÇİÇEK
Görmez'in İran'daki Vahdet Konuşması
Görmez'in Sultanahmet Hutbesi
15 TEMMUZ DARBE GİRİŞİMİNDE HALKIN DEVLETE SAHİP ÇIKIŞI
SEZAİ KARAKOÇUN KİTAPLARI
ÖMER NASUHİ BİLMEN' 27 MAYIS CUNTASINA EYVALLAH ETMEDİ
MEHMET AKİF'İN VEFATINDAN ÖNCEKİ SON FOTOĞRAFLARI
Ayetler
2015'de Aramızdan Ayrılanlar
NECİP FAZIL KISAKÜREK FİLM AFİŞLERİ 